Merhaba hocam, okuyucularımıza kısaca kendinizden bahseder misiniz?
Marmara Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık mezunuyum; ardından Eğitim Yönetimi alanında yüksek lisans yaptım. Uzun yıllardır Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde psikolojik danışman ve yönetici olarak sahanın, okul koridorlarının tam merkezindeyim. Meslek hayatım boyunca binlerce gencin gelecek kaygısına, kimlik arayışına ve modern dünyanın karmaşası içinde yolunu bulma çabasına bizzat tanıklık ettim. Tüm birikimimi; gençlerin zihinsel potansiyellerini fark etmelerine ve çağın gereklerine uygun bir vizyon geliştirmelerine adamış bir eğitimci ve yazarım.
Yazma yolculuğunuzdan kısaca bahseder misiniz? Sizi kitap yazmaya yönlendiren nedenler nelerdir?
Yazma eylemi benim için saha tecrübesinin doğal bir uzantısı olarak gelişti. Psikolojik danışmanlık masasında biriken hikâyeler, gençlerin maruz kaldığı yoğun beklenti baskısı ve çağın getirdiği yön kaybı beni kaleme sarılmaya yöneltti. Günümüz gençliği, ne olmaları gerektiğine dair sürekli bir dış ses bombardımanı altında. İlk kitabım Bu Köşe Eğitim Köşesi’nin ardından, gençlerin sadece teorik yönlendirmelere değil; kendi potansiyelleriyle yüzleşebilecekleri, interaktif ve yöntem sunan bir metne ihtiyaç duyduklarını fark ettim. Kariyer Reçetesi, bu ihtiyaca bir yanıt ve gençlerin kendi yol haritalarını çizmelerine imkân tanıyan bir kılavuz arayışından doğdu.
Yazarlık sizin için ne ifade ediyor?
Yazarlık, kendi gözlem ve birikimlerinizi toplumun kanayan bir yarasıyla buluşturma sorumluluğudur. Özellikle gençlik ve eğitim üzerine yazıyorsanız, kullandığınız dilin hem dönemin ruhunu yakalaması hem de kalıcı bir iz bırakması gerekir. Benim için yazmak; sahada bizzat gözlemlediğim insan hallerini ve psikolojik dinamikleri, okurun kendi hayatında karşılık bulabileceği bir somutluğa dönüştürme gayretidir.
Kitabınız Alaska Yayınları’ndan çıktı, tebrik ederiz. Kitabınızda okurlarınızı ne gibi sürprizler bekliyor?
Teşekkür ederim. Kariyer Reçetesi, pasif bir okuma deneyiminin ötesinde okuru sürecin öznesi kılan bir yapıya sahip. Kitabı kurgularken bir içsel keşif ve eylem planı hedefledik. Okurun kendi yatkınlıklarını ve yönelimlerini objektif bir biçimde değerlendirebileceği öz-farkındalık alanları. Dönüşen iş dünyası, yapay zekâ çağında insan becerilerinin yeri ve sürdürülebilir yetkinlikler. Adaptasyon, duygusal zekâ ve dijital okuryazarlık gibi temeller etrafında şekillenen nitelikler. Kitap, okurun metin üzerine notlar alarak kendi kariyer ve gelişim raporunu bizzat oluşturabileceği bir çalışma kitabına dönüştürüldü.
Başucu yazar ve kitaplarınız nelerdir? Yazarların ve kitapların hayatınıza nasıl bir etkisi oldu?
İnsan psikolojisi, anlam arayışı, irade terbiyesi ve yönetim ilmini harmanlayan eserler her zaman başucumda yer alır. Bu anlamda ilk saymam gereken eserlerden biri hiç şüphesiz Ali Fuat Başgil’in Gençlerle Başbaşa kitabıdır. Başgil’in nesiller boyu yol gösteren bu eseri, genç bir zihne irade disiplini, çalışma ahlakı ve zaman yönetimi kazandırma konusunda zamansız bir rehberdir. Gençlerin potansiyellerini heba etmeden bir kariyere ve hayata dönüştürmeleri noktasında kurduğu o samimi ve metodolojik dil, benim de gençlerle kurduğum diyalogda en büyük ilham kaynaklarımdan biri olmuştur. Ayrıca Daniel Goleman’ın “Duygusal Zekâ” çalışması ve Dale Carnegie’nin insan ilişkileri üzerine klasikleri de mesleki ve edebi bakış açımı besleyen diğer ana kaynaklardır. Bu yazarlar ve kitaplar bana tek bir temel gerçeği öğretti: Sadece soyut bilgiye sahip olmak yetmez; o bilgiyi iradeyle harmanlayıp insanın varoluşsal anlam arayışıyla birleştirmek ve hayatına dokunan somut bir "eyleme" dönüştürmek gerekir.
Üzerinde çalıştığınız yeni bir kitabınız var mı? Okuyucularınıza ipucu verir misiniz?
Modern dünyanın en büyük paradoksu; bilgiye erişimin bu kadar kolay olduğu bir çağda, zihinsel odaklanmanın ve dikkatin hiç olmadığı kadar dağılmış olması. Şu an, gençlerin ve bireylerin dijital gürültü çağında odaklanma disiplinlerini nasıl koruyabilecekleri, zihinsel dayanıklılıklarını nasıl artırabilecekleri ve öz-disiplini hayatlarının merkezine nasıl koyabilecekleri üzerine yine uygulamalı bir çalışma hazırlığındayım.
Son olarak okuyuculara söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Gelecek, edilgen bir şekilde beklenilecek bir zaman dilimi değil; bugün atılan rasyonel adımlarla inşa edilen bir süreçtir. Gençlerimize tavsiyem; çağın gerçeklerinden kaçmak ya da basmakalıp vizyonlara sığınmak yerine, kendi özgün potansiyellerini fark etmeleri ve ellerindeki imkânları somut eylemlere dönüştürmekten çekinmemeleridir.
















Türkiye’nin aylık tek Edebiyat Gazetesi, öykü, deneme, yazı, şiir ve söyleşilere yer vermektedir.