Torunlarım olduğunda
bana bırakılan bu yükü
onlara devretmeyeceğim.
Merdiven altından geçtiklerinde durdurmayacağım onları,
kaldırım taşlarının çatlaklarına bastıklarında da.
Bana makas uzattılar diye
avuçlarına gümüş para sıkıştırmayacağım.
Yılbaşı gecesi çamaşır yıkamalarını yasaklamayacak,
yeni ayakkabılarını masaya koydular diye azarlamayacağım.
Tuz dökülürse bağırmayacağım;
sağ elleriyle bir tutam alıp
sol omuzlarının üzerinden atmalarını istemeyeceğim.
Dolunaya camın ardından bakabilecekler.
Evin içinde şemsiye açabilecekler.
Bir aynayı kırarlarsa
yalnızca parçalarını süpüreceğim.
Bana eldiven hediye edebilecekler,
ayrılık getirir diye korkmadan.
Kara Cuma günü beni ziyarete geldiklerinde
masanın çevresine on üç kişi oturacağız
ve kimse kendini uğursuz saymayacak.
Ayın ilk günü
“beyaz tavşan” denmeyecek.
Kara kediler
yalnızca kara kedi olacak.
Saksağanları selamlamayacaklar,
dört yapraklı yonca aramayacaklar,
şans gelsin diye
parmaklarını çaprazlamayı öğrenmeyecekler.
Kapılarının üzerine
at nalı asılmayacak.
Torunlarım olduğunda
bana bırakılan bu yükü
onlara devretmeyeceğim.
Batıl inançlar
hayatlarının sınırlarını çizmeyecek.
Tahtaya vur.
Fatma Şengül / Edebiyat Gazetesi / Ekim 2026 / Sayı 45

Türkiye’nin aylık tek Edebiyat Gazetesi, öykü, deneme, yazı, şiir ve söyleşilere yer vermektedir.
Hiç yorum yok
Yorum Gönder