Çalıkuşu üzerine mizahi bir taşlama
Ağaçlarda çılgınca daldan dala atlardım,
Gönlümdeki sevdayı gülüşümle saklardım.
Ne vakit oldu bilmem, gönlüm düştü tuzağa;
Akraba sofrasından dert döküldü kucağa.
Bir hanım çıkageldi, bir mektup da getirdi,
Birkaç damla mürekkep koca aşkı bitirdi.
Tahkike lüzum yoktu, yazı hükmü bildirdi;
O mektup yetti bana, yolumu değiştirdi.
Fransız’mış yahut Türk’müş, adımı süslediler,
İnci diye boynuma dedikodu dizdiler.
Sözler ardımdan gelsin, ben tebessüm saçarım;
Ufkumu genişletip yeni iller açarım.
Maarif mührü kondu, tayin düştü yoluma,
Vazife dedikleri evrak düştü koluma.
Kâğıdı katladım da düştüm yine sefere,
Bir vilayet sığdırdım yazdığım bu esere.
Duvar kapkara idi, camlar eksik kalırdı,
Rüzgâr bile sınıfta erkenden yer alırdı.
Pek mühim sayılmazdı; soğuk bana ne gamdı?
Mektep dediğin biraz hava alsa tamamdı.
Hekim çıktı karşıma, saçlarında ak duman,
Diller susmak bilmedi, nikâh geldi o zaman.
Diller mühürlenince bütün mesele bitti;
Bir imzayla müşkülüm geldiği gibi gitti.
Feride der ki artık: Döndüm eski devrana,
Bunca diyar dolaştım, yine vardım Kâmran’a.
Kaçmakmış adı azim, ben de öyle sanmışım;
Meğer dönüp dolaşıp aynı yere varmışım.
Kenan / Edebiyat Gazetesi / Ekim 2026 / Sayı 45

Türkiye’nin aylık tek Edebiyat Gazetesi, öykü, deneme, yazı, şiir ve söyleşilere yer vermektedir.
Hiç yorum yok
Yorum Gönder