Merhaba hocam, okuyucularımıza kısaca kendinizden bahseder misiniz?
Merhaba. Vural Ergin ben. 1994 yılında Erzurum’da doğdum. Üniversiteye kadar Erzurum’da okuduktan sonra üniversite eğitimim için İzmir’e gittim. Ege Üniversitesi Radyo, Tv ve Sinema bölümünden mezun oldum.
Yazma yolculuğunuzdan kısaca bahseder misiniz? Sizi kitap yazmaya yönlendiren nedenler nelerdir?
Klişe olacak ama şiirle başladım sanırım. Fakat bunları bir yere göndermiyor, sadece arkadaşlarımla paylaşıyordum. Kendi çapımda yazmaya devam ettim ama bununla kaldı. 2020 yılında Sinek adlı bir kitap yazmaya başladım ve kitap 2025’in başında basıldı. Ondan ayrı olarak senaryolar yazdım. Yazı yazmaya ne zaman başladım, hangi motivasyonlar etkili oldu çok emin değilim. Yazmayı çok seviyorum ama dediğim gibi özellikle bir nedeni yok. Kaçma isteğimden kaynaklanmıştır belki, belki kendimi ya da gördüklerimi anlatma arzusu etkili olmuştur bunda; ne oldu bilmiyorum ama yazı yazmadan duramaz hale geldim.
Yazarlık sizin için ne ifade ediyor?
Sait Faik’in sözüyle cevap vereceğim sanırım buna: “Yazmasaydım ölürdüm”. Hani klişe olacak ama yazmak bir mecburiyet haline geldi. Bir de sanırım gerçekliğe inanmak istemememin etkisi var yazarlık yapmamda. Gerçekliğin karşıtı değilim, hayalci olduğumu söyleyemem fakat önüme gerçeklik diye sunulan şeylere ikna olamıyorum. Gerçeklik diye diye düşünme sistemimizi, hayal gücümüzü kısır, kupkuru bir çöle dönüştürdüler. İnsanlar da buna çok kolay inandı ve gerçekliğin -belki de yanlıştı bu- savunucusu haline geldiler. Bize sunulanların hakikat olduğuna nasıl ikna olduk? Belki benim yazmamdaki motivasyon budur. Bana hakikat diye sunulan şeyleri kabul etmememden kaynaklanıyordur.
Kitabınız Alaska Yayınları’ndan çıktı, tebrik ederiz. Kitabınızda okurlarınızı ne gibi sürprizler bekliyor?
Teşekkür ederim öncelikle. Kitapta herkesin sahte olduğunu bildiği ama kimsenin lezzetinden vazgeçemediği bir dünyayı, bu dünyada yaşarken nasıl içten içe azaldıklarını, zeminsizliğin insanları nasıl kaygılandırdığını, güvensizliğin ne kadar büyük bir yük olduğunu anlatmaya çalıştım. Umarım becerebilmişimdir.
Başucu yazar ve kitaplarınız nelerdir? Yazarların ve kitapların hayatınıza nasıl bir etkisi oldu?
İlk okuduğum kitabı ve o zaman ne hissettiğimi çok net hatırlıyorum. Nasıl elime geçti bilmiyorum ama Oliver Twist’ti ilk okuduğum kitap. Elimden bırakamadan okumuştum. Knut Hamsun, özellikle onun Pan adlı kitabı bende çok büyük tesir bıraktı. Defalarca okudum. Yine Charles Dickens’tan Büyük Umutlar’ı, tabii ki Aylak Adam’ı; Sessiz Ev’i en sevdiğim romanı olan Orhan Pamuk’u, elbette Dostoyevski’yi, Turgut Uyar’ı, Marcel Proust’u, Yaşar Kemal’i sayabilirim. Ne zaman elime güçlü bir edebiyat eseri alsam, insanlığın gerçekten başarılı olduğu bir konu var, diye düşünürüm. Bilmiyorum, edebiyatın akılla ölçülemeyen bir tılsımı var. Ne yapıyor insana böyle? İyi bir roman okuduğumda onun üstümde bunca etki bırakabiliyor olması beni dehşete düşürüyor; ne ki yüzyıllar önce yazılmış olsun. Bundan iki bin beş yüz yıl önce yazılmış olan Kral Oidipus’u düşünelim. İki bin beş yüz yıl önce yazılmış Oidipus’la nasıl bir benzerliğimiz olabilir? Nasıl oluyor da bugün hala yaşayabiliyor? Belki de sandığımız kadar farklı değilizdir: Ama öfken geçtikten sonra pişmanlık duyacaksın. Senin yaradılışındaki insanlar kendi kendilerini kahrederler, bu da onların cezasıdır. Herkesin tanıdığı insan değil mi bu? Sorunun dışına çok taşmamışımdır umarım.
Üzerinde çalıştığınız yeni bir kitabınız var mı? Okuyucularınıza ipucu verir misiniz?
Evet, var. İki kardeş ve onlarla beraber büyüyen kuzenlerinin hikayesini yazmaya çalışıyorum bugünlerde.
Son olarak okuyuculara söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Teşekkür ederim buraya kadar okudukları için.














Türkiye’nin aylık tek Edebiyat Gazetesi, öykü, deneme, yazı, şiir ve söyleşilere yer vermektedir.