Merhaba hocam, okuyucularımıza kısaca kendinizden bahseder misiniz?
Ben Ömer Osman Çeliker. Düzce Üniversitesi Edebiyat Fakültesi mezunuyum. Üniversite yıllarında kaleme aldığım şiirler; aşk, yalnızlık, isyan ve melankoli ekseninde şekillendi. Kimi şiirlerim doğrudan bir kişiye hitap ederken, kimileri sessizce ama derin bir yankıyla okurun iç dünyasına seslenir. Kalabalıkların içinden sıyrılıp halkın arasında var olan, kendini şiire adamış bir nefer olarak görüyorum kendimi. Yazdığım şiir kitabında, her okurun kendinden bir parça bulacağına inanıyorum. Aşk acısı çekenlere, yalnızlığın yükünü omuzlarında taşıyanlara, içindekileri haykırmak isteyip kelimeleri bulamayanlara ve kalbinin sesini dinlemeye cesaret edenlere adanmış şiirler bunlar. Bu kitap; suskun duygulara tercüman olmak, yarım kalmış cümlelere ses vermek için kaleme alındı.
Sizce şiir nedir? Şiirde olmazsa olmaz dediğiniz öğeler var mı?
Şiir bir iç sestir; bir haykırıştır. İnsanın bir dış sesi vardır, bir de iç sesi. İşte şiir, bu iç sesin kelimelere dönüşmüş hâlidir. Şiir yazanlara dikkat edin; onlar içten yanmıştır. Şiir, içteki yanışın küllerinden doğuştur. Şiirde olmazsa olmaz dediğim tek şey, yazılma nedenidir. Eğer bir şiir yazılmışsa, mutlaka bir sebebi vardır. Şiiri yazan kişi ya çok sevmiştir ya da çok yanmıştır. Bu yüzden şiirde duygu son derece önemlidir. İç sesin, duyguyla birlikte kâğıda dökülmesi gerekir. Bu öğeler bir araya geldiğinde, şiir yazan kişi gerçekten iç sesini konuşturmuş olur.
Şairlik sizin için ne ifade ediyor? Öykü, deneme tarzında yazılar da yazıyor musunuz?
Şairlik, insanların yaşadığı duyguları anlatabilme, hissedebilme ve onları satırlarda, cümlelerde var edebilme sanatıdır. Şairlik hiçbir payeye benzemez; her insanın harcı da değildir. Ben bile hâlâ kendimi tam anlamıyla bir şair olarak nitelendirmiyorum. Şairlik bir meslek değildir; şairlik, sanatın ta kendisidir. Geçen seneden beri kaleme aldığım bir roman var ve hâlâ yazmaya devam ediyorum.
Yazma yolculuğunuzdan kısaca bahseder misiniz? Bu yolculukta size kimler destek oldu?
Lise yıllarımda kaleme ve kâğıda karşı özel bir ilgim vardı. Hep bir şeyler karalamak, yazmak isterdim. Kitap okur; beğendiğim bir cümleye, bir kelimeye rastladığımda onları not alırdım. Belki ileride bir şeyler yazarsam kullanırım diye düşünürdüm. Üniversitede Edebiyat Fakültesini tercih etmem de kâğıda, kaleme ve okumaya duyduğum bu düşkünlükten kaynaklandı. Farklı edebiyatlara, farklı kültürlere ve yazılmış eserlere her zaman merak duydum. İçimdeki duyguları ve insanlara söylemek istediklerimi sözle değil, yazarak anlatmayı tercih ettim. Ben de bir gün bir şeyler kaleme alabilme umuduyla hep yazdım, karaladım; içimde biriken duyguları şiirlerle ifade etmeye çalıştım.
Kitabınız Alaska Yayınları’ndan çıktı. Kitabınızda şiirseverleri ne tür şiirler bekliyor? İpucu verir misiniz?
Yazdığım “Muhteriz” adlı şiir kitabı; insanları incitmeden, çekingen ama derin bir başkaldırıyı dile getirir. Şiirlerimde şiirseverlerin aşka, ayrılığa, yalnızlığa ve haykırışa dair beklentilerine karşılık bulabilecek duygular yer alır.Bazı şiirlerimi divan ve tasavvufî üslupta kaleme aldım. Bu şiirler, ilahî aşka yönelen; sevgiliye bir çağrı, bir niyaz ve içsel yolculuk tadı taşıyan metinlerdir.
Başucu yazar, şair ve kitaplarınız nelerdir? Yazarların ve kitapların hayatınıza nasıl bir etkisi oldu?
Bütün şairlerimizi severim ve şiirlerini okurum; ancak toplumcu gerçekliği iç sesiyle şiirlerine yansıtan İsmet Özel ve Nazım Hikmet, şiirlerindeki yalınlıkla; kapalı anlatımı ve sözcük oyunlarıyla bezediği soyut şiir anlayışıyla kendine özgü bir tarz oluşturan Özdemir Asaf, melankoli, aşk, ayrılık ve özlem temaları ekseninde şiirlerini çoğaltan Ümit Yaşar Oğuzcan, metafizik şiir anlayışlarıyla Necip Fazıl Kısakürek ve Sezai Karakoç benim için ayrı bir yerde durur. İsmet Özel’in Erbain’i, Nazım Hikmet’in Bütün şiirleri, Özdemir Asaf’ın Lavinia ve Aşk Şiirleri, Ümit Yaşar Oğuzcan’ın Şiir Denizi, Necip Fazıl Kısakürek’in Çile’si ile Sezai Karakoç’un Mona Rosa ve Diriliş Neslinin Amentüsü adlı eserleri benim için başucu niteliğindedir.
Üzerinde çalıştığınız yeni bir kitabınız var mı? Okuyucularınıza ipucu verir misiniz?
Evet, var. İki ülke arasında geçen bir aşkı ele aldım. Yazmakta olduğum romanda aşkın en saf hâlini; sevdiği uğruna hayatını, ailesini ve ülkesini geride bırakmayı göze alan birinin, onu bulmak için çıktığı zorlu yolculuğu anlatıyorum.
Son olarak okuyuculara söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Okurlara şu sözlerle veda etmek istiyorum: Daima okusunlar, daima yazsınlar. İçlerinde yanan ateşin külleri, elbet bir gün yazdıklarında vücut bulacaktır. Okumayı asla bırakmasınlar. Yazdığım bu şiir kitabının, sevenlere ve yalnızlık çekenlere bir parça umut olmasını diliyorum. Kâğıt ve kalemle çıktığım bu yolculukta, şairlik ve yazarlık serüvenimde bana eşlik eden tüm okurlarıma müteşekkirim.

Türkiye’nin aylık tek Edebiyat Gazetesi, öykü, deneme, yazı, şiir ve söyleşilere yer vermektedir.
Hiç yorum yok
Yorum Gönder