Merhaba hocam, okuyucularımıza kısaca kendinizden bahseder misiniz?
Merhaba, 1958 yılında Kahramanmaraş’ın Nurhak ilçesine bağlı Kullar (Tatlar) köyünde dünyaya geldim. İlköğrenimimi kendi köyümde, ortaöğrenimimi Nurhak Ortaokulunda tamamladıktan sonra 1979 yılında Kahramanmaraş İmam Hatip Lisesinden mezun oldum. Ardından Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Bölümünü bitirdim. Topluma, insanlığa ve gönüllere hizmet etme gayesiyle 25 yıl boyunca din görevlisi (imam-hatip) olarak görev yaptıktan sonra emekliye ayrıldım. Evli, üç erkek ve bir kız çocuk babasıyım. Kitap okumak, şiir yazmak benim için insanı ve dünyayı yeniden keşfetme, hayata anlam katma adına tutunduğum, sığındığım yegâne şeylerdir. Çeyrek asırlık meslek hayatım boyunca biriktirdiğim insana ve hayata dair duyarlılıkları, emeklilik yıllarımla birlikte edebi çalışmalarıma ve şiirlerime aktarmaya devam ediyorum.
Sizce şiir nedir? Şiirde olmazsa olmaz dediğiniz öğeler var mı?
Benim için şiir; kelimelerle örülmüş bir gönül dili, insanın iç dünyasındaki derinliklerin, özlemlerin ve hikmetin mısralara dökülmüş halidir. Şiirin ne olduğunu ve benim dünyamdaki yerini yazmış olduğum şu dizelerle ifade etmek istiyorum:
ŞİİR
Elden bağdan dilden toplanır şiire
Körük ateş olmaz olmazsa küre
Muhtelif bilgiler yetmez şiire
Tasvirin tefsirin özeti şiir
Üç kıtada yaşayan kültürün sesi
Ağaçların çiçeklerin meyvesi
Sanatın sevginin tek numunesi
Tasvirin tefsirin özeti şiir
Şairim, coşkun ve kıvrılmaz şair
Kendi yağıyla kavrulmaz şair
Her nesneden derler savrulmaz şair
Tasvirin tefsirin özeti şiir
Çekiç vurur örf durur körük yanar
Yanan demir tava gelince tınar
Şiirin şairin kaynağı pınar
Tasvirin tefsirin özeti şiir
Şiirde olmazsa olmaz dediğim unsurlara gelince mısralarımda belirttiğim gibi kuru zihin muhtelif bilgileri şiir kılmaya yetmez. Tıpkı demircinin ocağında çekiç, örs ve yanan körük neyse şiirde de samimiyet ateşi, ustalıklı bir işçilik ve tınlayan ahenk odur. Şairin yüreğindeki duygu demir gibi pişmeli kıvama gelmelidir. Ayrıca şiir kadim kültürümüzün, Anadolu'nun ve insanımızın irfanından izler taşımalıdır.
Şairlik sizin için ne ifade ediyor? Öykü, deneme tarzında yazılar da yazıyor musunuz?
Şiir benim için yaşama ve hissetme biçimidir. İnsanın acısına, sevincine, doğanın güzelliklerine, yaratıcının tecellilerine karşı duyarlı olma halidir. Bir nevi düşünceyi geliştiren ruhları genişleten gönül mimarlığı diyebilirim. Hayır, farklı türlerde edebi çalışmalarım bulunmamaktadır.
Yazma yolculuğunuzdan kısaca bahseder misiniz? Bu yolculukta size kimler destek oldu?
Benim yazma ve edebiyat yolculuğum ilkokul 5. sınıfta başladı. O yaşlarda Karacaoğlan, Dadaloğlu ve Yunus Emre gibi usta şairlerle tanıştım. Onlardan, şiirlerinden çok etkilendim. Bu güçlü tesir, lise yıllarımda düzenlene bir şiir yarışmasında meyvesini verdi ve yarışmada 2. oldum. Dereceye girdiğimde hediye edilen kitap, içimdeki yazma arzusunu ve motivasyonu büsbütün ateşledi. O günden itibaren kelimelerle bağımı hiç koparmadım; mısralarım Elbistan’ın Sesi gazetesi ile Altınoluk, Hece Taşları, Yarpuz ve Akkara gibi nitelikli dergilerde yer buldu. Bu uzun yolculukta bana en büyük desteği; küçük yaşlarda ruhumu besleyen o kadim şairlerin mirası, lise yıllarımdaki ilk teşvikler, şiiri ve okumayı sevdiren değerli öğretmenlerim, her daim yanımda duran ailem ve şiirlerimi gönlüne basan edebiyat dostlarım sağladı. Halen ilk günkü heyecanla yazmaya ve ilk şiir kitabımın hazırlıklarına devam ediyorum.
Kitabınız Alaska Yayınları’ndan çıktı. Kitabınızda şiirseverleri ne tür şiirler bekliyor? İpucu verir misiniz?
Kitabımda okuyucularımı, ruhun derinliklerine dokunan ve insanı hakikate davet eden bir gönül yolculuğu bekliyor. Şiirlerimin önemli bir kısmı tasavvufi derinlik, İslam ahlakı ve hakikat arayışı temaları etrafında şekillendi. Hayatın, varlığın ve yaradılışın hikmetini dize dize işlemeye gayret ettim. İpucu vermek gerekirse; samimiyetle demlenmiş, hem insanımızın iç dünyasına ayna tutan hem de ilahi aşka ve hakikate kapı aralayan, ahenkli mısralarla karşılaşacaklar.
Başucu yazar, şair ve kitaplarınız nelerdir? Yazarların ve kitapların hayatınıza nasıl bir etkisi oldu?
Edebi ve fikri dünyamı besleyen köklü bir gelenek var. Şiirde ve edebiyatta yolumu aydınlatan başucu isimlerim; divan ve halk edebiyatımızın zirvelerinden Fuzûlî, Nedîm, Bâkî, Şeyh Galip ve Karacaoğlan, Dadaloğlu ile Cumhuriyet dönemi edebiyatımızın usta kalemleri Necip Fazıl Kısakürek, Faruk Nafiz Çamlıbel, Ömer Seyfettin ve Yahya Kemal’dir. Onların bıraktığı zengin miras, hayatı ve insanı daha derinlemesine okumama imkân sağlayarak ufkumu genişletti ve yazma hevesimi daima diri tuttu.
Üzerinde çalıştığınız yeni bir kitabınız var mı? Okuyucularınıza ipucu verir misiniz?
Evet, yazmak benim için bitmeyen bir sevdadır. Bu ilk kitabımla okuyucularımla buluşmanın heyecanını yaşarken, bir yandan da yeni mısralar biriktirmeye ve yeni bir dosya üzerinde çalışmaya devam ediyorum. Gelecek eserimde de yine insanı, hakikati ve kültürümüzün derin izlerini taşıyan sürpriz temalar okurlarımızı bekliyor olacak.
Son olarak okuyuculara söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Elbette var... Hiç okumayan insan, her şeyi bildiğini zannederek büyük bir "bilgi aldanması" yaşar. Oysa hakiki bilgi ve hikmet okudukça filizlenir. Cenâb-ı Allah’ın insanlığa ilk mesajı "İkra" (Oku) olmuştur. Bu ilahi emir, sadece kâğıttaki yazıyı değil; hayatı, insanı ve kâinatı okuma sorumluluğunu yükler bize. Bu yüzden her gün okumak, okumak ve yine okumak gerekir. Tüm şiirsever dostlara gönül dolusu selamlarımı sunuyorum.

Türkiye’nin aylık tek Edebiyat Gazetesi, öykü, deneme, yazı, şiir ve söyleşilere yer vermektedir.
Hiç yorum yok
Yorum Gönder