Yazmak Birikimlerin Yansımasıdır

Merhaba Mehmet Ali Bey, okuyucularımıza kısaca kendinizden bahseder misiniz? 

8 çocuklu bir ailenin 3.çocuğu olarak annemin tahminlerine göre 1955 yılında yeni yılda doğmuşum. İlkokuldan itibaren okumaya merakım vardı. Bunun sebebi de babamın kitaplarının olmasıydı. Babam da kendi kendisine okuma yazma öğrenmiş ve daha sonra dışarıdan diploma alarak devlet memuru olmuştu. Elinde devamlı kitaplar olurdu. Daha çok dini kitaplar ve tabi Kur’an olurdu. Dünya keşfedilmesi için kitaplar en iyi rehberdi. Tabi babamın okumaları çevresinde ilgi uyandırıyordu. Ben de ilgi duydum. Dini ve millî hislerimin kaynağı da kitaplar olmuştur. Çocukluk okumalarımın hala devam ettiğimi söylemeliyim. Eskiden kitap seçmezdim ama artık son yıllardan itibaren seçmeye başladım. Kitap hayatı güzel kılar. Kitapla tatlanır acılar. Bir ömür için oldukça fazla sayılan bir öğretmenlik hayatım oldu. Bu süre içinde kitap, hayatımın vazgeçilmezi oldu.

Mehmet Ali Talayhan

Yazarlık sizin için ne ifade ediyor? Yazma yolculuğunuzdan kısaca bahseder misiniz? Bu yolculukta size kimler destek oldu? 

Yazmak okumak gibi değildir elbette. Yazmak, birikimlerin yansımasıdır. Küptekinin dışarı sızmasıdır. Her yazar gibi ben de gençlik ve hatta çocukluk sayılan yıllarımdan itibaren beyaz sayfalara karaladıklarım vardır. Yazdıklarımı bir müddet sonra beğenmez oldum. Aradan zaman geçinde yanlışlarımın neler olduğunu gördüm. Hala öyleyim. Yazdıklarımı bir müddet dinlendiririm. Sonra döner beğenmediğim yerleri yeniden değiştiririm. Yazmak konusunda ailemin desteğini aldım. Arkadaşlarımın ve dostlarımın teşviklerin, gördüm.

Hac yolculuğunuzu tarihi faydalı bilgiler eşliğinde akıcı bir dille kaleme aldığınız Hicaz Seyahati isimli kitabınız Alaska Yayınlarından çıktı. Tebrik ederiz. Kitabınızdan biraz bahseder misiniz? 

Aslında bu konuda yazılmış fazla bir eser olmadığını söyleyebilirim. Elbette Hicaz ile ilgili çok makale ve kitap vardır. Ancak, seyyahların anlattıklarının sınırlı olduğunu söyleyebilirim. İlginç olan da dünyada en çok ziyaretçi alan bir yer hakkında çok az seyahat kitabının olması beni düşündürdü. Çok iddialı olduğunu söylememe gerek yok. Ancak, hicaz ile ilgili yazılanların büyük kısmı nasıl ibadet edileceği nerede hangi duaların okunacağı ile ilgiliydi. Genelde gideceğim yerlerle ilgili kitaplar okurum. Yazılmış seyahat kitapları varsa onları okurum. Bu sefer de böyle yaptım. Ancak bir parçanın eksik olduğunu düşündüm. Yani okuduklarımdan tatmin olmamıştım. Acaba bu eksiği tamamlayabilir miyim? Düşüncem buydu. Artık söz okuyucunun. 

Başucu yazar, şair ve kitaplarınız nelerdir? Yazarların ve kitapların hayatınıza nasıl bir etkisi oldu? 

Başucu kitaplarım sözlüklerdir. İllaki şu yazarı okuyayım diye bir iddiam yok. Ancak, kendime göre ilginç bulduğum kitabı alır ve okurum. Hayatıma etki eden yazar tanımıyorum.

Üzerinde çalıştığınız yeni bir kitabınız var mı? Okuyucularınıza ipucu verir misiniz? 

Her yazarın üzerinde bir çalışması vardır. İlerde ne olur bilmiyorum.

Son olarak okuyuculara söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Kitap ile dost olsunlar.

Filistin'de İnsanlık Suçu İşleniyor

Kurulduğu günden beri topraklarını genişleterek büyüyen İsrail, dünyanın kâbusu olmaya devam ediyor. Bu kâbusun ne zaman sona ereceği de belli değil. Savaşın tabiatı da değişti. Askerlerin karşılaşarak birbirlerine ateş ettiği devirler geride kalmıştır. Mertlik, yiğitlik, kahramanlık gibi savaş kavramlarının yerini nelerin alabileceğini düşünülebileceğini biliyoruz. Eski savaşların çok masum kaldığı şimdiki savaşlar tamamen hedefini savunmasız insanlar üzerine yöneltmiştir. Rusya ve Ukrayna arasındaki savaş da buna örnektir. Her iki ülke de savunmasız halkı hedef seçmiş bulunuyor.

Filistin

İsrail daha ileri giderek halkın hayatını devam ettirecek lojistik kaynakları hedef almıştır. Daha doğrusu hedefinde her şey vardır. Acımasız bir katliamın karşılığında yeni topraklar da kazanacaktır. İslâm dünyası veya Arap toplulukların da buna bir çare olacağını düşünmüyorum. Her seferinde kınama ile geçiştirilen İsrail saldırıları bir netice vermemiştir. Şaşırtıcı olmayan bu sonuçların elbette sağlıklı vicdanlarda derin yaralar bırakmıştır. ABD’nin okyanus ötesinden devasa gemileri ile gelerek buna destek vermesi İsrail’in yaptıklarına ortak olmanın delilidir.  Türkiye, derin devlet aklı ile bir maceraya atılamayacak kadar tecrübi birikime sahiptir. Ancak, bıçağın kemiğe dayandığı ve sonuçta bizi de etkiyen bu davranışlara dur demenin bir yolu bulunmalıdır. Sözde müttefik ABD’nin bölücülere verdiği açık destek karşısında daha etkili bir siyaset nasıl olacaksa bunu yapabilmeliyiz. Caydırıcı unsurlarımız arasında kuvvetli ve güvenilir diplomasi ile birlikte lojistik ve ekonomik argümanların yanında askeri tedbirleri de ihtiva eden hareketler tesirli olacaktır.    

Son hastane bombalanmasından sonra İsrail’in sınırsız ve dizginlenmeyen arzularına bir set çekmenin zamanıdır. Türk milleti mazlumun yanındadır.

Dini ve milliyeti ne olursa olsun. Mazlum Filistin halkının çektiklerine kayıtsız kalmak insanlığımızı unuttuğumuz manasına gelir. Devletimizin çabalarının bizlere umut olmasını diliyoruz. İsrail terörünü kınamak artık yeterli olmaktan öteye geçmiştir. Sayısız insanlık suçunun sorumlusu olanların mutlaka cezalandırılması için her türlü çaba da gösterilmelidir. Sözlü kınamalar yerini fiili davranışlara bırakmalıdır. Ölenler rahmet ve yaralılara acil şifaları elbette diliyoruz. Bu dilemelerin gönülleri vicdanları rahatlatmadığı da ortadadır. İyi niyet temennileri de işe yaramadığı görülüyor. Eline sonsuz güç verilen İsrail durdurularak sorumlular cezalandırılmalıdır. Her saldırı karşısında yapılan gösterilerinde bir manası kalmamıştır. Onlarca senedir kınamalar bayrak yakmalar da tadını kaçırmıştır. Tesirli olmayan davranışlardan vaz geçmeliyiz. Dünya kamuoyunun ilgi sahası içinde olan sosyal medyanın daha çok etkili olduğu açıktır. İmkânı olan herkesin sosyal medya silahını kullanarak etkili olabilir. Bu medya sahiplerinin de İsrail’in arkasında olmalarına rağmen artık bir insanlık suçu işleyen İsrail’e karşı kamuoyunun oluşması halinde etkili olamayacaklardır. İsrail elbette döktüğü kanda boğulacaktır. Şimdi uyguladığı soykırım ile İslâm âleminin uyanmasını teşvik etmektedirler. İnsanların da insan olduklarını hatırlatacaktır. Sadece sağır, kör ve etkisiz Arap ülkeleri değil bütün dünya İsrail terörüne karşı direnmelidir.

1932-2025 © Edebiyat Gazetesi
ISSN 2980-0447