Merhaba hocam, okuyucularımıza kısaca kendinizden bahseder misiniz?
34 yaşındayım ve üç çocuğun annesiyim. Aynı zamanda çalışma hayatımı sürdürüyorum. Ankara’da doğdum, aslen Konya’nın Kulu ilçesindenim. Yaklaşık 30 yıldır Avusturya’nın Graz şehrinde yaşıyorum. Türkiye ve Avusturya arasında şekillenen hayatım, bana iki farklı kültürün güzelliklerini bir arada yaşama fırsatı verdi. Yaşadıklarım ve içimde biriktirdiklerim zamanla kelimelere dönüştü ve sonunda bir kitap ortaya çıktı. Bu kitap, benim için hayatımdan ve duygularımdan bir parça.
Yazma yolculuğunuzdan kısaca bahseder misiniz? Sizi kitap yazmaya yönlendiren nedenler nelerdir?
Yazma hikâyem aslında küçük bir hayalle başladı. Bir gün kitap okurken, “Acaba bir gün bir kitabın üzerinde benim adım da yazar mı?” diye düşündüm. O zaman sadece küçük bir hayaldi, bugün ise gerçeğe dönüştü. Hayatıma giren insanlardan ve onların anlattığı hikâyelerden çok ilham aldım. İyi bir dinleyici ve sırdaş olduğum için insanlar bana dertlerini, yaşadıklarını ve içlerinde biriktirdiklerini anlatırlardı. Zamanla bu hikâyeler ve duygular benim içimde de birikmeye başladı. Ben de bazılarını kurgulayarak kâğıda dökmeye başladım. Bir süre sonra fark ettim ki yazmak bana çok iyi geliyor. Sanki sadece kendime ayırdığım, duygularımı özgürce yaşayabildiğim özel bir alan oluşmuştu. Bu yüzden kalemi hiç bırakmadım. İçimde biriken o hikâyeler zamanla bir kitaba dönüştü.
Yazarlık sizin için ne ifade ediyor?
Yazarlık benim için kendime açtığım özel bir alan. Hayatta söyleyemediğim ya da içimde biriktirdiğim birçok şeyi kelimelerle anlatabiliyorum. Yazarken hem kendimi dinliyor hem de içimdeki dünyayı keşfediyorum. Bir kadın ve üç çocuk annesi olarak bunun her zaman kolay olmadığını biliyorum; ama zor olması, imkânsız olduğu anlamına gelmiyor. İsterim ki hikâyemde birileri kendini bir duyguda, bir cümlede, hatta tek bir kelimede bulabilsin. Ve kadınlara, insanlara küçük de olsa bir cesaret verebileyim: Yeter ki hayallerinden vazgeçmesinler ve o hayal için emek vermeye devam etsinler.
Kitabınız Alaska Yayınları’ndan çıktı, tebrik ederiz. Kitabınızda okurlarınızı ne gibi sürprizler bekliyor?
Öncelikle ilk kitabım olan “Gölgedeki Hayatlar”ın gördüğü ilgiden dolayı tüm okurlarıma çok teşekkür ediyorum. Kitabımda farklı hayatlara, farklı duygulara ve insanın içinde saklı kalan hikâyelere yer verdim. Okurken kimi zaman kendilerinden bir parça bulacaklarını, kimi zaman da hiç tanımadıkları hayatlara farklı bir pencereden bakacaklarını düşünüyorum. İlk kitabımın bu kadar güzel karşılık bulması benim için çok değerli ve aynı zamanda büyük bir motivasyon oldu.
Başucu yazar ve kitaplarınız nelerdir? Yazarların ve kitapların hayatınıza nasıl bir etkisi oldu?
Okuduğum ve bana ilham veren birçok yazar var. Dilek Cesur benim için çok özel bir yerde. Bütün kitaplarını okudum ve kendisini örnek aldığım, ilham aldığım bir yazar olarak görüyorum. Bunun yanında Doğan Cüceloğlu, Orhan Pamuk ve İlber Ortaylı’nın eserlerini de severek okuyorum. Her birinin bana farklı bir pencereden bakmayı, insanı ve hayatı daha iyi anlamayı öğrettiğini düşünüyorum. Sanırım okuduğum her kitap, farkında olmasam bile yazarlığıma küçük bir şey katıyor. Bazen bir cümle, bazen bir düşünce, bazen de bir bakış açısı yazarken bana ilham oluyor.
Üzerinde çalıştığınız yeni bir kitabınız var mı? Okuyucularınıza ipucu verir misiniz?
İlk kitabım “Gölgedeki Hayatlar”dan çok güzel dönüşler aldım. Okurların ilgisi ve güzel mesajları beni gerçekten çok motive etti ve yazmaya devam etme isteğimi güçlendirdi. Bu motivasyonla yeni kitabım için çalışmalara başladım; bu kez bir roman yazıyorum. Elbette üç çocuk, iş ve hayatın sorumlulukları arasında yazmaya zaman ayırmak her zaman kolay olmuyor. Ama kendime ayırabildiğim her anı değerlendirmeye çalışıyorum. Hikâyem zihnimde ve fırsat bulduğum her an, kalemi yeniden elime alıp kaldığım yerden devam edeceğim.
Son olarak okuyuculara söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Hayatın telaşı içinde; çocuklar, ev, iş ve sorumluluklar arasında insan bazen kendine ayıracak bir alan bulmakta zorlanabiliyor. Ben de bunu yaşadım. Ama zamanla fark ettim ki insan, kendisi için küçük de olsa bir alan oluşturmalı. Çünkü bazen en çok ihtiyacımız olan şey, kendimizi yeniden duyabilmek. Belki bir zamanlar benim hayalim de imkânsız gibi görünüyordu. Ama hayal kurmaktan ve o hayal için emek vermekten vazgeçmedim. Ben yapabildiysem, sen de yapabilirsin. Yeter ki seni neyin mutlu ettiğini fark et ve onun peşinden gitmekten vazgeçme. Bazen hayatın içinde kendimizi, hayallerimizi ve yapmak istediklerimizi erteliyoruz. Ama unutmayalım ki kendimiz için ayırdığımız zaman bencillik değil, bir ihtiyaç. Hayallerinizi ertelemeyin; içinizde size iyi gelen o sesi dinleyin ve ona bir şans verin. Belki de en güzel hikâyeniz, kendinize verdiğiniz o küçük şansla başlayacak.

Türkiye’nin aylık tek Edebiyat Gazetesi, öykü, deneme, yazı, şiir ve söyleşilere yer vermektedir.
Bazı kitaplar sadece okunmaz, insanda bir iz bırakır. Bu kitap da onlardan biri. Anlatımı, duygusu ve verdiği his gerçekten çok güzel. Emeğinize sağlık, kaleminize sağlık. 📖✨
YanıtlaSil