Abdullah Turan: Öncelikle sizi kısaca tanıyabilir miyiz? Yazarlık yolculuğunuz nasıl başladı?
Uğur Atmaca: Bilgisayar mühendisiyim. Yazılım yapıyorum. Son beş senedir Hollanda'da yaşıyorum. Evliyim ve iki çocuğum var. Her edebiyat aşığı gibi kitap okuyarak başladı. Öncelikle Kendi Maceranı Kendin Seç kitapları ile okumayı sevdim, daha sonra Jules Verne ve nice macera kitabı bunun devamını getirdi. Macera Tüneli serisinin Türkiye'de basılan tüm kitaplarını okuyup bitirince arkadaşlarım için küçük örneklerini yazıp onlara okutmaya başladım. Daha sonra bu alışkanlık devam etti. Kısa öyküler, denemeler, mektuplar, şarkı sözleri derken bu noktaya geldik.
Abdullah Turan: Çocuk edebiyatına ve interaktif hikâyelere yönelmenizde ne etkili oldu?
Uğur Atmaca: Okumak biraz tek boyutlu bir eylem. Yazarın bize aktardığını kendi hayal dünyamızda yaratıyoruz. Bana kitap okumayı sevdiren interaktif kitaplar ise bunu bir üst boyuta taşıyor, oyunlaştırıyor. Hâlâ okuyoruz ve yazarın aktardığı şeyleri beynimizde yaratıyoruz; ek olarak buna müdahale edip hikâyeyi istediğimiz tarafa yönlendirebiliyoruz. Hem kitap okumak hem de oyun oynamak hissini birleştiriyor ve bunu çok seviyorum. Bir sona ulaştığımızda diğer sonları merak edip aynı kitabı tekrar okuyabilme imkânı olması da cabası.
İnteraktif türde ülkemizde çok fazla eser olmadığı için ve çocuklarıma ve çocuklara kendi çocukluğumdaki deneyimi yaşatmak istediğim için bu tarz kitaplar yazmak istedim.
Abdullah Turan: Esrarengiz Müze ve Esrarengiz Park fikirleri nasıl ortaya çıktı?
Uğur Atmaca: Bu tarz kitaplar yazmaya karar verdikten sonra ilgi alanlarım bu kitapların ana fikri oldu. Öncelikle köyde büyüdüğüm, hayvanları çok sevdiğim ve boş zamanlarda hep belgesel izlediğim için maceranın hayvanlarla ilgili olmasına karar verdim. Esrarengiz Park bu şekilde ortaya çıktı.
Esrarengiz Müze ise yine işin merak boyutundan geliyor. Şanslıyız ki yaşadığım ülkede 600'den fazla müze var. Her imkân bulduğumuzda farklı bir müzeyi ziyaret ediyoruz ve her biri bambaşka bir deneyim sunuyor. Yani fikirler hayatımdan alıntı.
Abdullah Turan: Bu iki kitap birbiriyle bağlantılı mı, yoksa bağımsız iki macera mı?
Uğur Atmaca: Bambaşka maceralar. Esrarengiz Park'ta okuyucu (kahramanımız) arkadaşlarıyla bir yolculuğa çıkarken, Müze'de biraz daha bireysel bir macerada buluyor kendini.
Abdullah Turan: Hikâyelerin merkezine müze ve park gibi iki farklı mekânı yerleştirmenizin özel bir nedeni var mı?
Uğur Atmaca: Çoğumuzun bildiği hikâyelerde ya kahraman bir yere gider ya da şehre yabancı biri gelir. İnteraktif hikâye türünde okuyucu, hikâyenin kahramanı olarak benimsendiği için genellikle bir yolculuğa çıkar. Parklar ve müzeler, okul gezilerinin yapıldığı uğrak noktaları. Bunların içinde ne gibi gizemler barınabileceğini ortaya çıkarmak istedim.
Abdullah Turan: Esrarengiz Müze ile Esrarengiz Park'ı atmosfer ve kurgu bakımından birbirinden ayıran özellikler nelerdir?
Uğur Atmaca: Atmosfer olarak kesinlikle macera, gizem ve yeni şeyler öğrenmek ortak nokta. Özellikle çocuk kitaplarında bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Esrarengiz Park genellikle açık havada geçiyor. Müze kapalı ortamda olsa da bazen sınırlarını aşıyoruz.
Kurgu bakımından: Esrarengiz Park'taki kurguda daha çok eski Amerikan "kendi maceranı seç" tarzını benimsedim. Hikâye ilerleyen noktalarda çok dallanıp bazı yerlerde birleşebiliyor. Esrarengiz Müze için ise daha sonra "Okutan Çocuk tarzı" diyeceğimiz, daha derli toplu ve her bir dalda iyi ve kötü yol barındıran bir kurguya geçtim.
Abdullah Turan: Okurun seçimleriyle şekillenen interaktif bir kurgu yazmaya neden karar verdiniz?
Uğur Atmaca: Yazılımda ağaç yapısı var, interaktif kitaplar da aynı mantıkla çalışıyor. O yüzden benim için dallanmayı tasarlamak kolaydı.
Karar noktalarında merakı her zaman en üstte tutmaya çalıştım: okuyucu gitmek istediği tüm yolları merak etsin, seçim yaparken biraz da zorlansın. Esrarengiz Park'ta biraz kader ve şans faktörü var; karar verirken yolun seni iyiye mi kötüye mi götüreceğini bilemiyorsun. O yüzden seçimler biraz daha belirsiz olabiliyor: "sağ yoldan mı sol yoldan mı" gibi, ikisi hakkında da hiçbir fikrin yok.
Esrarengiz Müze'de ise okuyucunun istekleri biraz daha ön planda; okur sahneye göre karar vermek durumunda kalabiliyor, kimi zaman aceleci kimi zaman sakin davranmalı. Yazar olarak benim de bunu öngörüp kurguya yedirmem gerekiyordu.
Abdullah Turan: İki kitaptan hangisini yazmak sizin için daha zorlayıcı oldu? Neden?
Uğur Atmaca: Esrarengiz Park'ı yazmak çok daha zordu, çünkü net bir kurgudan ziyade daha çok doğaçlama üzerine gittim ve ortaya yazar için daha kompleks bir sonuç çıktı. Okuyucu için bunun çok fark edilir olduğunu düşünmüyorum.
Abdullah Turan: Kitapları yazarken gerçek müzelerden, parklardan veya yaşadığınız olaylardan ilham aldınız mı?
Uğur Atmaca: Her zaman aklıma geleni not aldığım bir defterim var. Üretmeyi seven biri olduğum için "şu konuda bir şey yazalım" dediğim her şeyi not alırım ve bu kitaplar aslında o notların bir çıktısı.
Tamamen yaşadığım şeyler diyemem, ama beni kitaptaki maceraları düşünmeye iten şey hep gündelik hayat: gördüğüm, okuduğum, izlediğim şeyler.
Abdullah Turan: Çocukların bu iki kitabı okurken hangi duyguları yaşamalarını ve hangi değerleri kazanmalarını istiyorsunuz?
Uğur Atmaca: Birincisi merak. Esrarengiz Park'ta adını ilk kez duyacakları hayvanları merak edip araştırsınlar istiyorum; çok ilginç geleceklerine eminim. Aynı şekilde Esrarengiz Müze'de bahsi geçen deneyleri, tarihi kalıntıları, sanat ile bilimin kesiştiği yöntemleri merak edip araştırmalarını istiyorum.
İkincisi, okumayı sevdirmek; tekrar tekrar okuma isteği yaratmak. Genel olarak da macera hissini yaşamalarını, kendilerini o an Vahşi Yaşam Parkı'nda ya da Esrarengiz Müze'de düşlemelerini isterim.
Abdullah Turan: Çocuk okurlardan aldığınız ve sizi özellikle mutlu eden ya da şaşırtan bir yorum oldu mu?
Uğur Atmaca: Hindistan'dan bir baba, kitabı çocuğuna okuduğunu yazıp bana çok teşekkür etmişti; bu beni gerçekten duygulandırdı. Kitabı hediye ettiğim bir aile dostumun kızı da kitabı çok beğendiğini, çok eğlenceli bulduğunu söylemişti. Birkaç okur ise beni asıl şaşırtan soruyu sordu: bu dallanan hikâyeyi nasıl kurguladığımı merak ettiler.
Abdullah Turan: Kitapların Okutan Çocuk çatısı altında yayımlanma ve hazırlanma süreci nasıl ilerledi?
Uğur Atmaca: İnteraktif içeriklere olan bilgilerimi aktardığım blog sayfam için içerik araştırırken Okutan Çocuk kitaplarına denk gelip satın alıp okumuştum. Sonra bir şekilde benzer iş yapınca tanıştık ve birlikte iş yapabileceğimizi hemen anladık.
Kitabın hazırlanma sürecinden yayımlanma anına dek hep iletişim hâlinde, âdeta ilmik ilmik dokuduk kitabı. Kurmuş olduğum edebiyatyarismalari.com sayesinde geniş bir yazar çevrem oluştu. Bu çevreden gördüğüm kadarıyla pek çok yazar, yayınevlerinden gereken ilgiyi ve desteği görememekten şikâyetçi. O yüzden Okutan Çocuk ile kurduğum bu iş birliğinde kendimi çok şanslı hissediyorum.
Abdullah Turan: Son olarak, Esrarengiz Müze ve Esrarengiz Park okurlarına ne söylemek istersiniz?
Uğur Atmaca: Çağımızda gittikçe zorlaşan okuma eylemini bırakmamalarını tavsiye ederim. Yeni eserler üzerine şimdiden çalışmaya başladım.

Türkiye’nin aylık tek Edebiyat Gazetesi, öykü, deneme, yazı, şiir ve söyleşilere yer vermektedir.
Hiç yorum yok
Yorum Gönder