Türk Edebiyatında modernleşme Tanzimat Edebiyatı ile başladı. Tanzimat Fermanı ile birlikte Osmanlı Devleti yönünü Avrupa’ya dönünce Osmanlı aydınları Batı Edebiyatını tanımaya yöneldiler. Fransız, Alman, İngiliz, Rus, Amerikan Edebiyatı okumaya başladılar. Tercüme Bürosunun kurulmasıyla birlikte öncelikli olarak Fransız Edebiyatından çeviriler yaygınlık kazandı. Şinasi Bey, Namık Kemal, Ziya Paşa bu alanda öncülük eden aydınlardır. Batı Edebiyatı etkisindeki ilk edebi metinler bu aydın tabaka tarafından yazıya geçirildi. Atatürk, bir Avrupa kentinde bu edebi ve kültürel atmosfer içinde dünyaya geldi. Sözünü ettiğimiz aydınların eserlerinden etkilenerek büyüdü.

Namık Kemal’in şu dizelerine nazire yazdığı söylenir:
Vatanın bağrına dayamış düşman hançerini
Yok mudur kurtaracak vatanın bahtı kara maderini
Atatürk’ün cevabı: Vardır elbet kurtaracak vatanın bahtı kara maderini (mader / anne)
Atatürk’ün etkilendiği diğer aydın ise Ziya Gökalp’tir. Milliyetçilik fikirlerini olgunlaştırırken Ziya Gökalp’in eserlerinden faydalanmıştır. Türkçülüğün Esasları, Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak eserlerinden en önemlileridir.
Kurtuluş Savaşının başlangıcından ölene kadar Edebiyatçılar her zaman Atatürk’ün sofrasında itibar gördüler. Halide Edip Adıvar, Falih Rıfkı Atay, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Yahya Kemal Beyatlı, Yunus Nadi, Şevket Süreyya Aydemir ve daha birçok aydın, anılarında Atatürk ile sohbetlerini, yaşadıklarını dile getirdiler. Atatürk’ün dünya görüşünü, memleket sevgisini eserlerinde halka yansıttılar. Atatürk’ün muasır medeniyetler seviyesine ulaşma hayali, aydınların, sanatçıların da hayali oldu. Atatürk edebiyatçıları destekledi, edebiyatçılar da Atatürk’ü desteklediler. Yazarlar milletvekili, büyükelçi, bürokrat olup Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne hizmet ettiler. Elbette muhalefet edenler de oldu. Sabahattin Ali, Cevat Şakir Kabaağaçlı, Nazım Hikmet muhalif kimlikleriyle tanınan sanatçılardı. Mehmet Akif Ersoy gibi dini yönü ön plana çıkan şairimiz savaş sırasında Atatürk’e en büyük desteği İstiklal Marşı’nı yazarak verdi. Muhalif şairimiz Nazım Hikmet’in şu dizeleri daha sonraki yıllarda kulaktan kulağa yayıldı:
Sarışın bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı
Yürüdü uçurumun başına kadar
Eğildi, durdu
Bıraksalar
İnce, uzun bacakları üstünde yaylanarak
Ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe’den Afyon ovasına atlayacaktı
Türkiye’nin aylık tek Edebiyat Gazetesi, öykü, deneme, yazı, şiir ve söyleşilere yer vermektedir.
Hiç yorum yok
Yorum Gönder