Harun Tınas: Yaş Otuz Bir

Anka Kuşu

31 yıl önce bugün…

Acı bir çığlıkla dünyaya gelmemle başladı 

Hayat yolculuğum…

İnsan hayata “merhaba” derken

Kaderini belirleyemezmiş!

Çünkü bazı yazılar asla silinemez…

Bu hayattaki en ağır yükler yazıldı ömrüme…

Düştüm kalktım, düştüm kalktım, düştüm kalktım…

Bir gün düştüm hiç kalkamadım!

Küçük bir çocuktum, büyümek zorunda kaldım.

Bu da geçer sandım,

Sadece kendimi kandırdım.

Hani “bir umut içindir” ya yaşamak…

İşte ben hep o umuda inandım,

Sonra bir hayale sığındım,

Acırken canım; bir şarkı mırıldandım,

Yaşama sımsıkı sarıldım.


Yıllar geçti üzerinden…

Koyu zamanlar rıhtımından yol aldım,

Fırtınalar ortasında kaldım,

Ezildim, büzüldüm, eğildim gittim,

Öyle bir vurgun yedim ki; 

Nefesim gitti nefesim! 

Derler ki “insan nefessiz yaşayamazmış”.

Yaşadım arkadaş yaşadım!

Acıya acıya Anka kuşu gibi yandım küle döndüm,

Umut etmekten vazgeçmedim,

Dört dörtlük bir mücadele sonunda;

İnsanların “umut arayışlarına” örnek oldum.

Yaşamak gece karanlık bir yolda yürümek gibi,

Kolay mesele değil ki!...

Önemli olan ayın ışığına tutunarak;

Aydınlık zamana ulaşabilmektir.

Şiir: Dolunay Çiçeği

Harun Tınas, Şiir

Sonbahar hüznü düşerken yapraklara, 

Ekimden ayrılık notası alıp

Kasıma bir melodi düşlerken

Sende baharı hissediyorum.

Bir begonvili kokluyorum sanki…

Sen belki uzak bir kıyıdasın

Ama ben uzaktan bile hissedebiliyorum sevgini!

Elini elimde hissetmesem bile…

Ben senin bir saf çocuksu halini, 

Bir de yavru ceylan gibi bakan gözlerinle sevdim.

Tutuşup kora dönmüş yüreğimde

Bir umut hikâyesi canlandı.

Beklenen zaman tünelinde bir sevinç parladı,

Mavi bir kapı açıldı gönlümde.

Sevgi bir demet yıldız örtüsü içinde

Senin tebessümünde birikmiş,

Ruhuma pozitiflik katıyor. 

Ben hayatı seninle renkli yaşıyorum;

Sen benim zifiri karanlık gecemde açan,

Dolunay çiçeğimsin, dolunay çiçeğim.

1932-2025 © Edebiyat Gazetesi
ISSN 2980-0447