Kuşlar getiriyor bana hislerini demiştin.
Getiriyorlar mı sahiden?
Göğsüme takılan kırlangıç çığlığının
adının sen olduğunu.
Kanatlarında kırık bir telaş,
dilime dolanmış bir susmakla
kulaklarına eğildiler mi?
Söylediler mi, içimde bir şeyin
durmadan sana doğru uçtuğunu?
Kuşlar getiriyor bana hislerini demiştin.
O zaman biliyorsun
adının yadımda hiç eskimediğini,
kalbimde, taa şuramda
yerinden kımıldamadığını.
Biliyorsun
ayrılığın ölümden elli dirhem fazla geldiğini.
Kuşlar getiriyor bana hislerini demiştin.
Fısıldıyorlar mı kulaklarına,
yer yerinden oynasa da
göğüs kafesimden bir milim kaymadığını;
yahut ne kadar sahici bir sevdayla
tutulduğumu o ok gibi kirpiklerine?
Kuşlar getiriyor bana hislerini demiştin.
Söylemedin mi onlara?
Bana da uğrasalardı keşke.
Bir sesini bıraksalardı eşiğe,
ya da ardından bir yel esseydi,
getirseydi kokunu yüreğime.
Kuşlar getiriyor bana hislerini demiştin.
Kırk kere tembihlemiştim oysa kuşlara:
sinesini yuva diye bildiğim,
sinesine yuva diyebildiğim
sevdiğimi getirin bana diye.
Naciye Akşit / Edebiyat Gazetesi / Temmuz 2026 / Sayı 42

Türkiye’nin aylık tek Edebiyat Gazetesi, öykü, deneme, yazı, şiir ve söyleşilere yer vermektedir.
Hiç yorum yok
Yorum Gönder