Mithat Cemal Bey'le Kısa Bir Mülâkat - Nostalji (1932)

Nostalji köşemizde bu ay Edebiyat Gazetesi'nin 23 Haziran 1932 nüshasında yayımlanan Mithat Cemal Bey'le Kısa Bir Mülâkat yazısına yer veriyoruz.
0

Beyoğlu’nun iş muhitleri belli bilmez. Fakat Türkiye’nin bütün edebiyat kafirleri bilir ki, Beyoğlu’nun 4 üncü noteri şairdir, hem de her zaman kâğıtları arasında bir kaç yeni manzumesi bulunan bir şair. Böyle bir fırsat kaçırılır mı? Telefon ettim. Tahmin ettiğim gibi yepyeni iki manzumesi olduğunu öğrendim. Bir çeyrek sonra idarehanesindeyim. Mithat Cemal bey geniş bir masa başında çalışıyor.

Şair Bir Noter - Mithat Cemal Beyle Kısa Bir Mülâkat (1932)

- Şiirinizi almaya geldim üstat!

- Hay hay. İki yeni manzumem var, bakınız hangisini beğenirsiniz?

Mithat Cemal bey çok nazik ve çok mütevazıdır. Karışık para işleri arasında bir şiirini okuyor. Arasına noterlik dairesine gelenlerin müracaatları ile duruyor. Onlara cevap veriyor:

- Mütevellilik kâğıdını getirecektiniz, getirdiniz mi? Peki beyefendi, o halde lütfen bir dakika oturunuz.

Şiire devam ediyor. Mithat Cemal beyin okuyuş tarzı biraz monotondur. Çok vezni hissettiriyor. Dinlediğiniz manzumeyi kendiniz okuduğunuz zaman, daha güzel buluyorsunuz. Şiirlerinin mevzuları her şey, yalnız aşk değil.

- Hiç aşk şiiri yazmadınız mı?

- Yazdım… Birkaç parça şey… Fakat neşretmek istemem.

- Niçin?

- Aşk şiiri benim sinirime dokunuyor. Bu mevzuları çok şahsi ve çok hususi buluyorum. İfşası bence doğru değil.

İkinci manzumesini okuyor. Bunun ismi “Bir karaltı”. Şairin en çok hoşlandığı mevzulardan biri.

Mithat Cemal beyin şiirlerinde daima “ölüm” ve “kan” kelimeleri bulunur. Bunda istenildiği kadar ölümden, kandan bahsedebilir.

Manzumeyi dinliyorum. Mithat Cemal bey gene aynı tarzda okuyor. Bir arıza. Telefon çalıyor.

-  Allo, allo… Peki, beğendi, nüshasını söyleyeyim, yazınız: 200 kuruş adli pulu, 300 kuruş harç, 130 kuruş suret, 10 kuruş tayyareye…

Şiire devam ediyor.

-  Son iki mısrada galiba bir nahiv hatası var. Fakat değiştirmek istemiyorum. Bunu mu istiyorsunuz? Yazayım!

Bir taraftan iş sahiplerinin harçlarını alıyor, bir taraftan adamlarına talimat veriyor, bir taraftan da manzumeyi yazıyor.

Küçük bir tenkit yapmak istiyorum:

-  Siz henüz çok gençsiniz, çalışmalarınız genç, hisleriniz genç, heyecanınız genç, hatta şiiriniz genç, fakat daima aruzla yazıyorsunuz, o biraz ihtiyarlamış değil mi?

-  Heceyle yazmaya cesaret edemiyorum, onun ayrı bir musikisi var, bunu bulmak lazım.

Manzumeyi alıyorum. Ayrılırken birkaç kelime daha konuşuyoruz:

-  Nazım Hikmet’i beğeniyor musunuz?

-  Fevkalâde.

-  Nazım tarzını?

-  1932 senesinin tekniği ile yazıyor. Nazım kırk beygir kuvvetinde bir şair. Acaba bu sözüme gücenir mi? O ne var azizim. Mümkünse tashihlerini ben göreyim.

Şairin son yazdığı en kuvvetli şiirlerinden biri

Bir karaltı / Mithat Cemal

Ey sen ki karanlıkları üst üste giyerdin,

İnsan eli zanlarla hayaletler getirdin.

Üstünde sütun boyu, sığın sağlı aceler,

Altında yakılmış yaralar, gülen ecler,

Sırtında cesetler, paranın altın gezerdi.

Kandır bedel veren avuçlarından, içerdin.

Milyonla başın derde yara, dağlar çekerken;

Kat kat kanadın vardı, gelen derdi koşarken;

Kartal başın tufanlardan yaratıldı;

Karlar damın olmuştu dökülmüş isâsile;

Al kanlı ecler pus kurmuş kemerinde;

Sessiz dolaşırdın ölümün sahnelerinde.

Kan gördü mü cildin, acıldı delirirdi,

Et gördü mü on tırnağın on parça demirdi.

Emrin gibi dizginlenirdi bütün kavgalar,

Çepkenli hayalin kocaman bir yarasaydı.

Sarsar yıkamazsan bütün ada yakardın;

Tuğlar içerdin, dağ yerdin, can arardın.

Katilin eğer, doğru… Fakat kahpe değildin.

Haksız yere sen insanın altında ezildin.

Sırtında taşırken seni ev kanlı karaltı.

Bir dağ gibi yükselmişti toprağın altı.

Pençende beş akıl, ok, ulu kama haklı.

Bir felsefenin sırmalı, çepkenli, kaftanı…

Kalkar operim alnını kırmızın gözü tok.

Çıplakça şefkat süsü yok, maskesi yoksa.


Edebiyat Gazetesi / Sahip ve Umumî Neşriyat Müdürü Orhan Seyfi / 23 Haziran 1932

Hiç yorum yok

Yorum Gönder

1932-2025 © Edebiyat Gazetesi
ISSN 2980-0447