Merhaba hocam, okuyucularımıza kısaca kendinizden bahseder misiniz?
Merhaba, ben Cansu Türkmen. 2008 Ankara doğumluyum ve eğitimime Kilim Sosyal Bilimler Lisesi’nde devam etmekteyim. Tenis oynamak, münazara turnuvalarına katılmak ve sosyal sorumluluk projelerinde yer almak benim için büyük bir motivasyon kaynağı. Tüm bu hareketliliğin yanı sıra edebiyat, okumak ve yazmak her zaman sığındığım ve huzur bulduğum alanlar olmuştur.
Yazma yolculuğunuzdan kısaca bahseder misiniz? Sizi kitap yazmaya yönlendiren nedenler nelerdir?
Ortaokulun ilk yıllarında yazmaktan zevk aldığımı fark ettiğimde kısa kısa öyküler kurmakla başladım. Daha sonralarında yazmaya devam edip yüz sayfa civarında olan ilk kitabım Kapının Ardı’nı çıkardım. Yazmaktan hiçbir zaman sıkılmadım; aksine her zaman keyif aldım ve huzur buldum. Zihnimdekilerin birer birer yazıya dökülmesi ve onları okuyabilmek bana somut bir değer oluşturmanın mutluluğunu verdi.
Yazarlık sizin için ne ifade ediyor?
Yazarlığın benim için anlamı, sevdiğim işi yapmanın bana sunduğu lütuflara karşı hissettiğim minnet oldu. Kendimi hâlâ yazar diye adlandırmaktan çekiniyorum. Onca büyük yazarlar ve kalemini mükemmel bir şekilde kullanan sanatçılar varken henüz küçük sayılabilecek yaşlarda kendimce kurguladığım kitaplar bana yazarlığın gurur verici namını kazandırır mı emin olamasam da yazı yazmaktan ve yazılarımla anılmaktan her zaman onur ve mutluluk duydum. Yazarlık benim için hayatımın olmazsa olmaz rengini ifade ediyor. Ve her zaman ait olmak isteyeceğim nezih bir mertebe.
Kitabınız Alaska Yayınları’ndan çıktı, tebrik ederiz. Kitabınızda okurlarınızı ne gibi sürprizler bekliyor?
Kitabım; kimisi aşina olduğumuz, kimisi bize pek yabancı gelecek yer yer abartı karakterlerle dolu. Bu bakımdan geniş bir yelpazeye sahip. Aynı zamanda hayatın içinden bazı kesitlerle karakterlerin tepkilerinin, bakış açılarının çeşitliliğini okuyucuya yansıtmaya çalıştım. Bu sayede yer yer sosyolojik roman izleri görebiliriz. Ters köşelerle okuyucuyu kitaba bağlamayı ve kitabımı sürükleyici bir roman haline getirmeyi hedefledim. Seksenlerin atmosferiyle ve ana karakterin bir tren yolculuğuna dahil olmasıyla da alışılmadık bir mekan ve zaman çizgisi oluşturmayı amaçladım.
Başucu yazar ve kitaplarınız nelerdir? Yazarların ve kitapların hayatınıza nasıl bir etkisi oldu?
Nazan Bekiroğlu’nun deneme türündeki eseri “Mor Mürekkep” en çok sevdiğim kitaplardan biridir. Felsefi kurgu ve distopik kurgu alanında ise Ayn Rand okumayı; sosyolojik ve yergi türündeki eserleriyle Alev Alatlı okumayı severim. Ahmet Mithat Efendi’nin romanlarına yerleştirdiği dönem dönem eleştirileri de onu okumaktan keyif almamı sağlıyor.
Okumadan yazmak mümkün değil. Dolayısıyla okuduğum kitapların hem anlatım gücümün pekişmesinde hem de kurguları şekillendirmemde oldukça faydasının olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda okuduğum deneme ve eleştiri türündeki kitaplar çeşitli fikirlere karşı farklı bakış açıları edinmemi sağlıyor.
Üzerinde çalıştığınız yeni bir kitabınız var mı? Okuyucularınıza ipucu verir misiniz?
Üniversiteye geçiş sürecinde olmam sebebiyle boş vakitlerimi ders çalışmaya ayırmam gerekiyor dolayısıyla yakın zamanda yeni bir kitap çıkarmak gibi bir planım yok ancak bu süreci atlattığımda yazmaya kaldığım yer devam etmek istiyorum.
Son olarak okuyuculara söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Yalnız Ada ve Sakinleri benim için üzerinde dikkatle çalışılmış bir kitap oldu. Kurgusunu, anlatımını özenle en iyi haline getirmek ve okuyucularıma kaliteli bir kitap sunmak için oldukça uğraştım. Umarım severler ve geri dönüşleri benim için fazlaca kıymetli. Bu kitaba bir şans tanıdığınız için teşekkür ederim.

Türkiye’nin aylık tek Edebiyat Gazetesi, öykü, deneme, yazı, şiir ve söyleşilere yer vermektedir.
Hiç yorum yok
Yorum Gönder