Yakın zamanda Urfa ve Maraş’ta yaşanan cinayetler hepimizi derinden yaraladı. Yaşanan acılar, ölen öğrenci ve öğretmenlerimiz yüreğimizde tarifsiz acılar bıraktı. Yaşanan bu acı olaylar bazı konuları tartışmaya açtı. Güvenlik sorunları, sosyal medya kullanımı, iletişim sorunları her kulvarda tartışılıyor. Biz nasıl oldu da çocukları cinayet işleyen bir ülkeye dönüştük?
Ergenlik dönemi insanın kendini ifade etmekte zorlandığı bir dönemdir. Kendisini ailesine, çevresine, birlikte olduğu insanlara ifade etmekte zorlanır. İnsan birçok kanalla kendini anlatabilir. Spor, müzik, dans, resim, bilim, sinema, tiyatro vb. alanlarda insan kendini ifade etme yolunu bulur. Kendini anlatmanın yollarından biri de edebiyattır.
Edebiyatın dili sevginin dilidir. Şiir, hikâye, roman, tiyatro ve diğer türler insanın içindeki nefreti yok edip sevgiyi ön plana çıkarması için birer araçtır. Gençler kendilerini edebî metinler yoluyla ifade edip rahatladıklarında şiddete ihtiyaç duymazlar. Gençleri edebiyatla buluşturup kendilerini ifade edebilmelerine destek olamadıysak en az onlar kadar bizler de suçluyuz. Onlara edebiyatın sevgi dilini aktaramadıysak suç bizdedir. Bir genç eline kitap yerine silah alıyorsa şiddet kültürü sevgi kültürünün yerine geçmiş demektir. Şiddet kültürü beraberinde sosyal çürümeyi, hukuksuzluğu, vicdansızlığı getirir. Şiddet, insanlarda travma oluşturur. Travmadan kurtulmanın yolu sevgi dilidir. Edebiyatımızda sevgi dilinin çok güzel örnekleri bulunmaktadır. Eğer edebiyatımızın güzel örneklerini gençlere ulaştırabilirsek şiddetten uzak dururlar.
Yaşanan olayları sadece güvenlik sorunu olarak görmeyip toplumsal sorunlar olarak görürsek çözüme daha çabuk yaklaşırız. Bir hapishane kapatacaksak bir okul açmak zorundayız. İnsanlara sevgiyi, hoşgörüyü aşılamak o kadar zor değil. Edebî metinlerimizde yeterince malzeme var. İşte örnekler:
Mevlânâ’dan örnek:
Ölmekten korkmamak gerek sevgi için
Can vermekten çekinmemek sevgi için
Aşk, bengisu içmek, pınarından yaşamın
Derler ya bu boş laf, gerçek sevgi için
Yunus Emre’den örnek:
Ben gelmedim dava için
Benim işim sevgi için
Nazım Hikmet’ten örnek:
Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey
Fakat artık ümit yetmiyor bana
Ben artık şarkı dinlemek değil
Şarkı dinlemek istiyorum
Edebiyattaki sevgi dilini sosyal medyada, televizyon dizilerinde göremiyoruz. Dizilerde edilen küfürler, kullanılan silahlar özellikle gençleri olumsuz etkiliyor. Dizilerdeki mafya babalarına, katillere özenen gençler, çocuklar ellerine silahları alıp okullarda dehşet saçıyorlar. Çocukların önüne koyduğumuz rol modellere bakın: mafya babaları, katiller. Bizim geleceğimiz dediğimiz insanların önüne, uyuşturucu satan, silah satan kişileri romantik kahramanlar olarak sunuyoruz. Kahramanımız bir sahnede sevdiğine şiir okurken sonraki sahnede eline silah alıp birçok kişiyi öldürüyor. Cinayetlerinden sonra hiçbir ceza görmüyor. İzlediği dizide işlenen cinayetlerin cezasız kaldığını gören gençlere şiddetin kötülüğünü nasıl anlatacağız? Suç ve Ceza romanında ya da Agatha Christie’nin romanlarında suç işleyen kişiler romanın sonunda cezasına razı olur. Böylece okur suçun yanlışlığını görür. Romandan ders çıkarır. Bizim dizilerimizden ahlaki ders çıkarmak mümkün değil. Gençlere ne izletirsek onu alıyorlar. Devlete de bu konuda çok iş düşüyor. Çocuklarına, gençlerine sahip çıkamayan toplumlar geleceğine de sahip çıkamaz. Ne yaşanırsa yaşansın hepinize güzel günler diliyorum, enseyi karartmayalım diyorum.
Fırat Kasap / Edebiyat Gazetesi / Mayıs 2026 / Sayı 40

Türkiye’nin aylık tek Edebiyat Gazetesi, öykü, deneme, yazı, şiir ve söyleşilere yer vermektedir.
Hiç yorum yok
Yorum Gönder