Merhaba hocam, okuyucularımıza kısaca kendinizden bahseder misiniz?
Merhabalar Ben İbrahim Emre Opruklu. Kültüre, sanata, edebiyata ve insanın iç dünyasına dokunan her şeye ilgi duyan genç bir araştırmacı ve yazarım. Özellikle türkülere, şiirlere, anlamlı sözlere ve Anadolu’nun sözlü kültürüne karşı çocukluğumdan bu yana içimde ayrı bir sevgi ve merak oldu. Çünkü bana göre bir toplumun gerçek hafızası; türkülerinde, hikâyelerinde ve insanların gönlünden çıkan sözlerde saklıdır. Bunun yanında fotoğrafçılıkla da ilgileniyorum. İnsanların duygularını, yaşanmışlıklarını, doğayı ve hayatın içinden samimi anları fotoğraf karelerinde yakalamayı seviyorum. Çünkü bazen bir fotoğrafın anlattığını uzun cümleler anlatamaz. Ben sanatın her alanının aslında insana dokunmak için var olduğuna inanıyorum. Kendimi hâlâ öğrenmeye çalışan, araştıran ve gelişmeye devam eden biri olarak görüyorum. Özellikle kültürel değerlerimizin unutulmaması ve gelecek nesillere aktarılması benim için çok kıymetli. Bu yüzden yaptığım çalışmalarda samimi, içten ve insana dokunan bir iz bırakmaya çalışıyorum.
Yazma yolculuğunuzdan kısaca bahseder misiniz? Sizi kitap yazmaya yönlendiren nedenler nelerdir?
Aslında bu yolculuk bir anda başlamadı. Uzun yıllardır türkülere, şiirlere ve insanın içinde iz bırakan sözlere karşı özel bir ilgim vardı. Bir türkü dinlediğimde yalnızca melodisini değil, arkasındaki hikâyeyi de merak ederdim. Çünkü her türkünün içinde bir hayat, bir özlem, bir yara ya da yarım kalmış bir hikâye olduğuna inanıyorum. Zamanla fark ettim ki insanlar birçok türküyü biliyor ama hangi duyguyla ortaya çıktığını, hangi yaşanmışlığın ardından yakıldığını çoğu zaman bilmiyor. Oysa hikâyesini öğrendiğinizde o türkü insanın içine çok daha başka dokunuyor. Beni bu kitabı hazırlamaya yönlendiren en önemli şeylerden biri de buydu. Kültürel mirasımızın zamanla unutulup gitmesine gönlüm razı olmadı. Türkülerimizin, şiirlerimizin ve güzel sözlerimizin sadece geçmişte kalmasını değil; yeniden hissedilmesini istedim. “Sazdan Söze Gönül Yolculuğu” biraz da bu duyguların sonucu oldu. Sadece okunacak değil; insanın bazen hüzünleneceği, bazen geçmişini hatırlayacağı, bazen de bir satırda kendisini bulacağı bir eser olsun istedim.
Yazarlık sizin için ne ifade ediyor?
Ben yazarlığı yalnızca yazı yazmak olarak görmüyorum. Bana göre yazarlık biraz insanın kalbine dokunabilmek demek. Çünkü bazen insanlar söyleyemedikleri duyguları bir cümlede buluyor. Bazen küçücük bir söz insanın içinde yıllarca kalabiliyor. İşte yazmanın en güzel tarafı da bence bu… Bir insanın kalbinde yer edebilmek. Açıkçası ben hiçbir zaman gösteriş olsun diye üretmeyi düşünmedim. Daha çok samimi, gerçek ve içten işler ortaya koymaya çalıştım. İnsan bir satır okuduğunda “Bu duygu bana da tanıdık geliyor” diyebilsin istedim. Kendimi hâlâ yolun başında gören genç bir yazar olarak, öğrenmeye ve kendimi geliştirmeye devam ediyorum. Eğer yazdığım bir cümle bir insanın yüreğine dokunuyorsa, benim için en büyük mutluluk budur.
Kitabınız Logo Yayınevi’nden çıktı, tebrik ederiz. Kitabınızda okurlarınızı ne gibi sürprizler bekliyor?
Öncelikle güzel dilekleriniz için çok teşekkür ederim. “Sazdan Söze Gönül Yolculuğu” sadece bir kitap değil; biraz duygu, biraz kültür, biraz da insanın kendi içine yaptığı bir yolculuk gibi oldu diyebilirim. Kitabın içerisinde türkülerin hikâyeleri, şiirler, anlamlı sözler ve farklı anlatılar yer alıyor. Ancak kitabı farklı kılan yönlerden biri de QR kod sistemi oldu. Okuyucular, kitapta yer alan türküleri QR kodlar aracılığıyla aynı anda dinleyebiliyor. Böylece yalnızca okumuyor; anlatılan duyguyu hissederek de yaşayabiliyor. Ben bu kitabın bir kere okunup rafa kaldırılan bir eser olmasını istemedim. İnsan bazen canı sıkıldığında açıp birkaç sayfa okusun, bazen bir türküde geçmişini bulsun, bazen de bir şiirde kendisini hissetsin istedim. Kısacası bu çalışma benim için yalnızca bir kitap değil; kültürümüze, duygularımıza ve insan hikâyelerine duyduğum saygının bir yansıması oldu.
Başucu yazar ve kitaplarınız nelerdir? Yazarların ve kitapların hayatınıza nasıl bir etkisi oldu?
Açık konuşmak gerekirse ben kendimi hâlâ yolun başında gören genç bir yazar olarak görüyorum. Bu yüzden hayatım boyunca bana ışık tutan insanların yeri bende her zaman çok ayrı oldu. Ben daha çok insanın ruhuna dokunan eserleri seviyorum. İçinde samimiyet olan, yaşanmışlık olan ve insanı düşündüren kitaplar beni her zaman etkilemiştir. Çünkü bazı kitaplar yalnızca okunup bitmez; insanın karakterine, düşüncelerine ve hayata bakışına sessizce dokunur. Bugün bir şeyler yazabiliyorsam, düşünebiliyorsam ve kültürümüze dair çalışmalar ortaya koyabiliyorsam; bunda yıllarca emek vermiş kıymetli sanatçılarımızın, yazarlarımızın ve fikir insanlarımızın çok büyük emeği olduğuna inanıyorum. Bu vesileyle kültürümüze değer katan tüm sanatçılarımıza, yazarlarımıza ve büyüklerimize saygılarımı sunuyorum. Özellikle yeri bende çok ayrı olan bazı kıymetli isimler var. İlber Ortaylı hocamı büyük bir saygıyla anıyorum. Bilgisi, kültürü ve duruşuyla her zaman örnek aldığım isimlerden biri olmuştur. Bunun yanında Ahmet Şerif İzgören abi, Alişan Kapaklıkaya abi, Fakir Baykurt hocam ve ismini tek tek sayamadığım birçok kıymetli büyüğümüzün eserleri ve düşünceleri bana her zaman yol göstermiştir. Çünkü insan bazen bir kitabın içinde kendisini buluyor, bazen de hiç tanımadığı bir yazarın cümlesinde hayatına yön verecek bir düşünceyle karşılaşıyor. Ben de okudukça yalnızca bilgi değil; bakış açısı, duygu ve hayat tecrübesi kazandığımı düşünüyorum.
Üzerinde çalıştığınız yeni bir kitabınız var mı? Okuyucularınıza ipucu verir misiniz?
Evet, şu anda üzerinde düşündüğüm ve hazırlık sürecinde olduğum yeni çalışmalar var. Yine insanı, kültürü, yaşanmışlıkları ve duyguları merkeze alan projeler üzerinde çalışıyorum. Ben ortaya koyduğum çalışmaların yalnızca okunup geçilmesini istemiyorum. İnsanların dönüp tekrar bakacağı, her okuyuşta başka bir duygu hissedeceği eserler olsun istiyorum. Çünkü bana göre bazı kitaplar bittikten sonra değil, insanın içinde yaşamaya başladıktan sonra değer kazanıyor. Şimdilik çok fazla detay vermeyeyim ama yine kültürümüze dokunan, insanın içinde iz bırakacak ve okuyucunun kendinden bir parça bulabileceği çalışmalar hazırlamaya devam ediyorum diyebilirim.
Son olarak okuyuculara söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Öncelikle bu kitabı eline alan, bir sayfasını bile okuyan herkese gönülden teşekkür ederim. Çünkü bugün bir insanın zaman ayırıp bir kitabın sayfaları arasında dolaşması gerçekten çok kıymetli. Ben bu kitabı hazırlarken insanların sadece okuyup geçeceği bir eser olsun istemedim. İnsan bazen yorgunken bir sayfasını açsın, bazen bir türküyle geçmişe gitsin, bazen küçücük bir sözün içinde kendisini bulsun istedim. Hayat bazen insanı yoruyor, bazen susturuyor. Böyle zamanlarda bir türkü, bir şiir ya da içten söylenmiş birkaç cümle bile insanın kalbine iyi gelebiliyor. Eğer bu kitap bir insanın kalbine küçük de olsa dokunabilirse, bir satırında kendisini buldurabilirse benim için en büyük mutluluk budur. Okuyan, destek veren ve güzel dileklerini paylaşan herkese yürekten teşekkür ediyorum. Çünkü insanı ayakta tutan şey bazen büyük kalabalıklar değil; samimi bir destek, içten bir dua ve gönülden gelen güzel sözlerdir.

Türkiye’nin aylık tek Edebiyat Gazetesi, öykü, deneme, yazı, şiir ve söyleşilere yer vermektedir.
Hiç yorum yok
Yorum Gönder