Merhaba hocam, okuyucularımıza kısaca kendinizden bahseder misiniz?
1989 Ağrı'da doğdum, eğitim hayatını Ağrı ve Kayseri illerinde tamamladım. Erciyes Üniversitesi lisans mezuniyetinin ardından, şu an Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’nde lisansüstü eğitimine devam etmekteyim. 2012-2019 yılları arasında öğretmenlik mesleğini icra ettim, halihazırda kamu görevini sürdürmekteyim. Edebiyata olan tutkumu dijital mecralara da taşıyarak farklı platformlar da blog yazarlığı yapmaktayım, dijital ve basılı dergilerde yazılarım sıklıkla yayımlanmaktadır. Gölge, On İki Sırrın Muhafızı ve Liman isimli üç kitabım bulunmaktadır.
Sizce şiir nedir? Şiirde olmazsa olmaz dediğiniz öğeler var mı?
Şiir, bir şeyi doğrudan anlatmak yerine sezdirmeyi amaçlar. Ve okurun zihninde bir resim çizebilmektir. En başta tabi ki duygu ve duyguyu aktarma şeklini kağıda dökmektir. İç sesin samimiyetle aktarılması şiirin dokunurluğunu artırır. Şiir sadece kâğıt üzerinde bir yazı değil, aynı zamanda işitsel bir deneyimdir. İlla hece ölçüsü veya aruz olması gerekmez; serbest şiirde de dizelerin birbirini takip eden vuruşları, nefes durakları ve kelimelerin tınısı şiirin ritmini oluşturur.
Şairlik sizin için ne ifade ediyor? Öykü, deneme tarzında yazılar da yazıyor musunuz?
Şairlik, dünyayı herkes gibi aynı pencereden görüp herkesten farklı bir dille tercüme etme sanatıdır bana göre. Benim için şair olmak, varlığın sessizliğini kelimelerle bozmak ve o görünmez duygulara birer isim vermektir. O isim ise şiirdir. Bir şair, sadece mısra kuran kişi değil, aynı zamanda hayatın ritmini yakalayan ve o ritmi kendi süzgecinden geçirerek başkalarına ulaştıran bir köprüdür. Tabi ki yazma eylemi sadece şiirle sınırlı kalmayan, çok yönlü bir yolculuktur.
Yazma yolculuğunuzdan kısaca bahseder misiniz? Bu yolculukta size kimler destek oldu?
Yazma yolculuğum, henüz dünya bu kadar gürültülü değilken, ortaokul yıllarında o yaşlarda bir defterin sayfalarına dökülen ilk kelimeler, zamanla sadece bir uğraş olmaktan çıkıp kendimi ve hayatı anlamlandırma biçimime dönüştü. Bu uzun soluklu yolculukta bana güç veren pek çok durak ve el oldu: Her şeyden önce, en büyük destekçim her zaman ailem oldu. Onların sağladığı huzur ve inanç, yazma cesaretimi besleyen temel kaynaktı. Tabii ki kalemimin ilk şahidi olan dostlarımın samimi eleştirileri ve teşvikleri de bu yolda yorulmadan yürümemi sağladı. Yazılarımın sadece kişisel defterlerde hapsolmaması, farklı platformlarda kendine yer bulması en büyük motivasyonlarımdan biriydi. Şahsi bloğumdan basılı ve dijital dergilere kadar, metinlerime kucak açan her mecra; okurla aramda bir köprü kurarak gelişimime katkı sundu. Hepsine buradan teşekkürlerimi sunuyorum.
Kitabınız Logo Yayınevi’nden çıktı. Kitabınızda şiirseverleri ne tür şiirler bekliyor? İpucu verir misiniz?
Kitabın ruhunu oluşturan temel taşları şöyle özetleyebilirim: Şiirlerin merkezinde, kalbin en uç durakları olan aşk teması yer alıyor. Ancak bu sadece romantik bir anlatı değil; kavuşmanın sevinci, hasretin yakıcılığı, vuslatın o dindirilemez arzusu ve ayrılığın burukluğu mısralar arasında yer buluyor. Kitap sadece bireysel duygularla sınırlı kalmıyor; kalbin sesine, içinde yaşadığımız dünyaya dair toplumsal duyarlılıklar da eşlik ediyor. Bazı şiirlerde insanın çevresine, topluma ve zamana karşı beslediği sorumluluk duygusu, lirik bir dille anlatmaya çalıştım.
Başucu yazar, şair ve kitaplarınız nelerdir? Yazarların ve kitapların hayatınıza nasıl bir etkisi oldu?
Okuma tutkumun temelinde, tür ve isim ayırt etmeksizin kelimelerin büyüsüne kapılmak yatıyor. Özellikle şiirle dertlenen, kelimelere ruh üfleyen bütün şairleri büyük bir merakla takip ederim. Gençlik yıllarımdan beri elimden şiir kitapları hiç düşmedi. O dönemlerde kelimelerin gücünü keşfetmek için ne bulursam okurdum, hâlen de bu iştahla okumaya devam ediyorum. İsim ayırt etmeksizin; Yunus Emre’nin sadeliğinden Nazım Hikmet’in toplumcu coşkusuna, Necip Fazıl’ın mistik derinliğinden Edip Cansever’in imgelerle örülü dünyasına kadar her duraktan bir şeyler heybeme kattım. Benim için her şair, farklı bir iklimin kapısıdır diye düşünüyorum.
Üzerinde çalıştığınız yeni bir kitabınız var mı? Okuyucularınıza ipucu verir misiniz?
Şu an yazın hayatımın en heyecan verici ve yoğun dönemlerinden birini yaşıyorum. Bugüne kadar yazdığım üç kitabımın ardından, şimdi dördüncü eserimi yazma sürecindeyim. Şu an yazım sürecinin tam ortasındayım, yani hikâyenin kalbindeyim diyebilirim. Bu yeni çalışmamda, okurlarımı geçmişin tozlu sayfalarıyla günümüzün gerçekliği arasında mekik dokuyan bir kurgu bekliyor. Hem tarihin derinliklerini ilmek ilmek işleyen hem de o köklü geçmişin günümüzdeki izlerini ve bağlarını açığa çıkaran bir roman üzerinde çalışıyorum. Tarih ile bugünü aynı potada erittiğim bu yeni yolculuğun, kelimelerle kurduğum o köprüyü daha da güçlendireceğine inanıyorum. Umuyorum ki bu dördüncü kitabım da ruhuyla, hikâyesiyle ve taşıdığı sırlar ile en kısa zamanda okuyucularıyla buluşacak ve onların gönül kütüphanesinde kendine güzel bir yer edinecek.
Son olarak okuyuculara söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Son söz olarak şunu söylemek isterim; şiir, sadece kâğıt üzerine düşülmüş mısralar değil, hayatın karmaşası içinde kalbimizin aldığı en saf nefestir. Yazdığım bu şiir kitabıyla, aslında her birimizin içinde saklı duran o dilsiz duygulara, hasretlere ve umutlara birer ses vermeye çalıştım. Şiir, gerçeğin en çıplak ve en duygulu halidir; bizi birbirimize bağlayan o gizli köprüdür. Hayatın hızına inat, bir şiirin dizesinde durup nefes almayı, kelimelerin o iyileştirici gücüne inanmayı hiç bırakmayın. Okuduğunuz her mısrada kendi ruhunuzdan bir parça bulmanız dileğiyle...
.jpg)
Türkiye’nin aylık tek Edebiyat Gazetesi, öykü, deneme, yazı, şiir ve söyleşilere yer vermektedir.
Hiç yorum yok
Yorum Gönder