Yazarlık Bilinmeze Açılmanın En Güçlü Yollarından Biridir

Edebiyat Gazetesi olarak Logo Yayınevi'nden çıkan Hayatımın Cambazı kitabının yazarı Abdulkadir Arslan ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.
0

Merhaba hocam, okuyucularımıza kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Ben Abdulkadir Arslan. Yazı hayatıma şiirle başladım. Sonra şarkı sözleri yazmaya yöneldim ve Alpay İpekel ile Kayra Kerem Arslan gibi isimlerle çalışma fırsatı buldum. Şimdi ise hikâyeler ve romanlar üzerine yoğunlaşıyorum. “Hayatımın Cambazı” adlı ilk öyküm de bu yolculuğun önemli adımlarından biri oldu.

Yazar Abdulkadir Arslan

Yazma yolculuğunuzdan kısaca bahseder misiniz? Sizi kitap yazmaya yönlendiren nedenler nelerdir?

Kitap yazma hayalim çocukluğumdan beri vardı. İlkokulda resimler çizip onların hikâyelerini yazarak başladım. Lise dönemimde hayal gücüm büyüdükçe bunu aktarabileceğim bir yol aradım ve en doğru ifade biçiminin yazmak olduğunu fark ettim. Şiirle başlayan serüvenim, Kayra Kerem Arslan sayesinde müzikle buluştu. Şarkı sözleri ve şiirler aracılığıyla duygularımı özgürce ifade edebildiğimi gördüm ve bu da beni doğal olarak kitap yazmaya yönlendirdi.

Yazarlık sizin için ne ifade ediyor?

Bence her insanın içinde, fiziksel sınırları olmayan bir dünya vardır. Sanatın tüm dalları, kişinin bu iç denize dalıp kendini keşfetmesini sağlar. Yazarlık ise bu denizde bilinmeze açılmanın en güçlü yollarından biri. Benim için yazmak, insanın görünmeyen sınırlarına tam ulaşamasa bile onlara doğru yelken açabildiği tek alandır.

Kitabınız Logo Yayınevi’nden çıktı, tebrik ederiz. Kitabınızda okurlarınızı ne gibi sürprizler bekliyor?

Teşekkür ederim. “Hayatımın Cambazı” kitabımda okuru merak duygusu, psikolojik dram ve geçmişle yüzleşme temaları karşılıyor. Hikâyede asıl vurgulamak istediğim, geçmişin tamamen silinemeyeceği; ancak onunla barışmayı öğrendiğimizde daha huzurlu bir yaşam mümkün olabileceğidir.

Başucu yazar ve kitaplarınız nelerdir? Yazarların ve kitapların hayatınıza nasıl bir etkisi oldu?

Fyodor Dostoyevski, Wulf Dorn, Hakan Günday, Murat Menteş, Alper Canigüz ve Kafka en çok etkilendiğim yazarlardandır. “Wulf Dorn – Şizofren”, “Dostoyevski – Beyaz Geceler” ve “Hakan Günday – Kinyas ve Kayra” özellikle iz bırakan eserler oldu. Bu yazarlar bana en çok merak duygusunun önemini öğretti. Çünkü bir yazar merakını kaybederse yeni bir şey üretemez diye düşünüyorum.

Üzerinde çalıştığınız yeni bir kitabınız var mı? Okuyucularınıza ipucu verir misiniz?

Evet, üzerinde çalıştığım yeni bir kitabım var. “Hayatımın Cambazı”nın atmosferine yakın ama bu kez bireyin sınırlarını aşan, toplumu da ilgilendiren daha geniş bir distopik çerçeve kuruyorum. Bilinç, ruh ve beden üçgeninin çıkmazlarını ele alan daha kapsamlı bir hikâye olacak.

Son olarak okuyuculara söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Şimdiden tüm okurlara teşekkür ederim. Benim dünyama dahil olmaları yalnızca bir hikâye okumak değil, evrensel bir iletişime katılmak demek. Farklı şehirlerde yaşasak da aynı dili, aynı duyguları paylaşabiliyorsak ne mutlu bana.

Hiç yorum yok

Yorum Gönder

1932-2025 © Edebiyat Gazetesi
ISSN 2980-0447