Göktürk Devleti Dönemi’nin ürünleri olan Yazıtlar, Orhun ve Yenisey ırmaklarının çevresinde dikili dört tane taştır. Bugün Moğolistan sınırları içinde kalan bu taşlarda devlet adamları Bilge Kağan, Kül Tigin ve Vezir Tonyukuk, kendilerinden sonra gelen kuşaklara devlet yönetimi hakkında bilgi vermektedirler. Öğütleri veren siyasetçiler, taşlara yazan ise şair Yollug Tigin’dir. O günden beri edebiyatçılar ile siyasetçiler arasında kimi zaman dostluk ilişkisi, kimi zaman düşmanlık ortaya çıkmaktadır. Sanatçı, siyasetçinin istediklerini dile getirdiğinde dost, muhalefet yaptığında düşman olmaktadırlar.
Karahanlılar Dönemi’nde Yusuf Has Hacip’in yazdığı Kutadgu Bilig, dönemin hükümdarına sunulan ilk siyasetname kabul edilmektedir. Siyasetname isimli türün tanımı şudur: “Arap, Fars, Hint ve Türk edebiyatlarında devlet adamlarına yöneticilik sanatına ilişkin bilgiler veren yapıtların genel adı.” Selçuklular Dönemi’nde İranlı vezir Nizamülmülk, bilinen ilk siyasetname kitabını Siyasetname adıyla yayımlamıştır. Eserde dinî konuların yanında devlet işleri, devlete ve hükmetmeye dair temel ilke ve düşüncelere yer verilir. Her bölümde kısa hikâyeler ve hadislerden alıntılar bulunmaktadır. Amin Maalouf, Semerkant isimli romanında Nizamülmülk’ü Hasan Sabbah’ın öldürttüğünü ifade etmektedir. Farsça yazılmış olan Siyasetname, bugün İran’ın Tebriz şehrindeki kütüphanede muhafaza edilmektedir.
Osmanlı Devleti Dönemi’nde devlet adamı–sanatçı ilişkisi gelgitli olmuştur. Padişahlar, divan şairlerinin şiirlerini beğendiklerinde ödüllendiriyor, beğenmediklerinde cezalandırıyorlardı. Padişahlar aynı zamanda birer şairdiler. Fatih Sultan Mehmet’in mahlası Avni, Kanuni Sultan Süleyman’ın mahlası Muhibbî’dir. Fuzulî’nin şiirlerini beğenen Kanuni Sultan Süleyman, 9 kuruş maaş bağlamıştır. Bu maaşı bir türlü alamayan Fuzulî, padişahın Nişancıbaşısına Şikâyetname adlı eseri yazarak rüşveti eleştirmiştir. Ünlü rallici Renç Koçibey’in Osmanlı Dönemi’ndeki dedesi Koçibey, devlet düzenindeki aksaklıkları yazdığı Koçibey Risalesi ile siyasetname türüne güzel bir örnek vermiştir.
Tanzimat Dönemi’nde Batı’yı gezip gören, eserlerini inceleyen aydınlar, mutlakiyetten meşrutiyete geçmenin mücadelesini verdiler. Şinasi Bey, Ziya Paşa, Namık Kemal dönemin muhalif aydınlarıydı. Namık Kemal, yazdıklarından dolayı Malta Adası’na sürüldü. Sadece padişahlara değil, İttihat ve Terakki’ye muhalefet eden aydınlar da bedelini en ağır şekilde ödediler. Suikasta uğrayan gazeteciler, İbrahim Çiçek’in İttihat ve Terakki isimli eserinde ayrıntılı olarak anlatılmaktadır. Toplumdaki aksaklıkları yazdıklarıyla dile getiren şairler, yazarlar her zaman baskıyla karşılaştılar. Cumhuriyet Dönemi’nde hapis yatan şairler, yazarlar görüşlerini her koşulda dile getirdiler. Nazım Hikmet, Necip Fazıl, Orhan Kemal, Kemal Tahir hapiste yattılar; Sabahattin Ali canından oldu. Ahmet Arif, Enver Gökçe yıllarını hapiste geçirdiler. Her bir yazarın yönetimle ilişkileri ayrı birer yazı konusudur. Altmışlı, yetmişli yıllarda muhalif olup da hapse girmeyen sanatçı yok denecek kadar azdır.
Cumhuriyet Dönemi’nde devlet hizmetinde bulunmuş birçok sanatçımız bulunmaktadır. Atatürk’ün sofrasında bulunmuş sanatçılarımız meşhurdur. Yazdıkları anılarda Atatürk ile olan anılarını anlatan yazarlar, Atatürk’ü daha iyi tanımamızı sağladılar. Falih Rıfkı Atay, bir gazeteci olarak Atatürk’ün hep yanındadır. Çankaya isimli eseri bu konuda tarihe ışık tutmaktadır. Yahya Kemal, büyükelçilik ve milletvekilliği yapmış ünlü şairimizdir. Yakup Kadri, Politikada Kırk Beş Yıl ve Zoraki Diplomat isimli eserlerinde siyasetçilerle olan ilişkilerini anlatmaktadır. İstiklal Marşı’mızın yazarı Mehmet Akif Ersoy, ilk mecliste milletvekilidir. Halide Edip Adıvar, Atatürk’ün yakın çevresinde bulunmuş bir yazar ve akademisyendir. Devlet adamları her zaman sanatçılarla yakın ilişki içinde olmuşlardır. Doğu Cephesi Komutanı Kazım Karabekir Paşa, anılarını gazeteci Uğur Mumcu’ya anlatmıştır. Bu sayede Kurtuluş Savaşı hakkında farklı bilgilere ulaştık. Yetmişli yıllarda hem siyasetçi hem gazeteci hem şair olan bir aydınımız vardı: Bülent Ecevit. Şiirleri zaman içinde bestelenen Ecevit, siyasete ayrı bir renk kattı.
Günümüze kadar siyasetçiler ile sanatçılar arasında inişli çıkışlı ilişkiler sonucunda ortaya birçok güzel ürün çıktı. Bunların bir kısmını burada paylaşabiliriz.
Orhun Yazıtlarından örnek:
Tanrı buyurduğu için, özüm kutum var olduğu için kağan oturdum. Kağan oturup yoksul boyları hep toplattım. Yoksul boyları varlıklı kıldım. Az boyları çok kıldım. Yoksa bu sözümde yalan var mı?
Namık Kemal’den örnek:
Görüp ahkâm-ı asr-ı münharif sıdk u selametten
İzzet ü ikbal ile çekildik bâb-ı hükümetten
(Çağın değer yargılarıyla uzlaşamadığımızı görüp izzet ve onurumuzla devlet kapısından çekildik.)
Neyzen Tevfik’ten örnek:
Kime sordumsa seni doğru cevap vermediler
Kimi hırsız, kimi alçak, kimi deyyus dediler
Künyeni almak için partiye ettim telefon
Bizdeki kayda göre şimdi o mebus dediler
Ziya Paşa’dan örnek:
Çeşm-i ibret ile bak darbelere, hamlelere,
Çekmiş olsak da yekûn böyle kara cümlelere,
Bu hesaptan payımız haric-i kısmet gibidir
Nazım Hikmet’ten örnek:
Bugün Pazar.
Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar
Ve ben ömrümde ilk defa
Gökyüzünün bu kadar benden uzak
Bu kadar mavi
Bu kadar geniş olduğuna şaşarak
Kımıldamadan durdum
Sonra saygıyla toprağa oturdum
Dayadım sırtımı duvara
Bu anda ne düşmek dalgalara
Bu anda ne kavga,
Ne hürriyet, ne karım
Toprak, güneş ve ben
Bahtiyarım
Fırat Kasap / Edebiyat Gazetesi / Şubat 2026 / Sayı 37

Türkiye’nin aylık tek Edebiyat Gazetesi, öykü, deneme, yazı, şiir ve söyleşilere yer vermektedir.
Hiç yorum yok
Yorum Gönder