Merhaba hocam, okuyucularımıza kısaca kendinizden bahseder misiniz?
Ben Öznur Karakoç. 1994 yılında İzmir’de doğdum. Evliyim ve iki çocuk annesiyim. Hayatım, bir yandan evin içindeki seslerle, kahkahalarla ve telaşlarla akarken; diğer yandan içimde sessizce büyüyen kelimelerle şekilleniyor. Annelik bana sabrı, sevgiyi ve derin bir duyarlılığı öğretti. Yazmak ise bu duyguların ses bulduğu, kendimle en sahici şekilde buluştuğum yer oldu.
Yazma yolculuğunuzdan kısaca bahseder misiniz? Sizi kitap yazmaya yönlendiren nedenler nelerdir?
Yazmak benim için bir karar değil, zamanla fark edilen bir ihtiyaçtı. Yıllarca içimde biriken duygular, söylenemeyen cümleler ve yarım kalan hikâyeler vardı. Kimi zaman bir gecenin sessizliğinde, kimi zaman hayatın tam ortasında kelimeler beni buldu. Kitap yazmaya yönelmemin temel nedeni, insanın içinden geçen ama çoğu zaman dile getiremediği duygulara tercüman olabilme isteğiydi. “Bunu yaşayan sadece ben değilim” dedirtebilmek, yazma yolculuğumun en güçlü motivasyonu oldu.
Yazarlık sizin için ne ifade ediyor?
Yazarlık benim için bir unvan değil; bir hâl, bir duruş. Kendime dürüst olabildiğim, kalbimin sesini saklamadan dinleyebildiğim bir alan. Yazarken bazen kırılıyorum, bazen iyileşiyorum ama her defasında biraz daha kendim oluyorum. Kelimelerle kurduğum bu bağ, beni hayata daha dikkatli, daha şefkatli bakmaya davet ediyor.
Kitabınız Alaska Yayınları’ndan çıktı, tebrik ederiz. Kitabınızda okurlarınızı ne gibi sürprizler bekliyor?
Çok teşekkür ederim. Kitabımda okurları büyük iddialar değil, gerçek ve tanıdık duygular bekliyor. Hayatın içinden, belki de herkesin kalbine bir kez uğramış hisler… Bazen bir satırda durup derin bir nefes almak, bazen “ben de böyle hissetmiştim” diyerek gülümsemek mümkün. En büyük sürpriz, okurun satırlar arasında kendisiyle karşılaşması olacak.
Başucu yazar ve kitaplarınız nelerdir? Yazarların ve kitapların hayatınıza nasıl bir etkisi oldu?
Hayatımda iz bırakan kitaplar ve yazarlar çok oldu. Doğan Cüceloğlu’nun eserleri kendimi ve insan ilişkilerini daha derinlemesine sorgulamama vesile oldu. Ayşe Kulin’in Kördüğüm’ü, insan ruhunun karmaşıklığını sade ama etkileyici bir dille anlatışıyla beni çok etkiledi. Cengiz Aytmatov’un Gün Olur Asra Bedel’i zaman, insan ve vicdan üzerine uzun uzun düşündürdü. Mümin Sekman’ın Her Şey Seninle Başlar kitabı ise sorumluluğu ve değişimi hatırlattı. Elbette daha pek çok kitap var ama bunlar ilk aklıma gelen, beni hem okur hem yazar olarak besleyen eserler oldu. Kitaplar sayesinde yalnız olmadığımı hissettim ve yazma cesaretim güçlendi.
Üzerinde çalıştığınız yeni bir kitabınız var mı? Okuyucularınıza ipucu verir misiniz?
Evet, yeni bir çalışmam var. Bu kez yolum çocuklara çıkıyor. Çünkü çocukları çok seviyorum ve onların dünyasının ne kadar saf, ne kadar derin olduğunu biliyorum. Hayal gücünü besleyen, kalbi incitmeyen, umutla örülmüş bir çalışma olacak. Şimdilik detay vermek istemem; sürprizi kaçırmak istemiyorum ama şunu söyleyebilirim: Bu kitap, içindeki çocuğu unutmamış herkes için.
Son olarak okuyuculara söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Kendinizi susturmayın. Hissettiklerinizi küçümsemeyin. Hayat bazen yorucu, bazen karmaşık olabilir ama her duygunun anlatılmaya değer bir tarafı vardır. Okuyan, düşünen, hisseden ve kalbiyle temas eden herkese gönülden teşekkür ederim. Kelimeler bir yerde buluşuyorsa, orada umut vardır.

Türkiye’nin aylık tek Edebiyat Gazetesi, öykü, deneme, yazı, şiir ve söyleşilere yer vermektedir.
kumruyu okumaya başladım gerçekten çok güzel dilerim canım
YanıtlaSil