“Mehmet Memdoğlu” mahlasını kullanan Mehmet Feti Ceylan’ın okuduğum ilk çalışması “Radde” adlı şiir kitabı. Esasında kitabı oluşturan parçalar yazıcının babasını anlattığı satırlarla, oğula verilen nasihatle, aşkın tanımına uzanmaya çalışan arayış motifleriyle, dost ve dostluğu tasvir eden soluğuyla; zaman tanımıyla temalı çalışmalar ve yer yer özdeyiş, bazen de nesre yakın bir mektup edasında. Şehitlerin, İstanbul’un, insanın, yağmurun, annenin ele alındığı ürünlerde Filistin de var. Çalışmalar içinde “Ah Neyim!” kurgusu ve eş sesli yapısıyla dikkat çeken bir yerde.
“Usulca!/Aşk diyerek üfledim./Neva vermedi, inledi Ney’im/Öyle kederliydi ki tarif edebilecek/Anlatacak söz bulamadım, ney’le(ye)yim.” (s. 65)”
“Yeryüzünün en adil mahkemesiydi vicdan. (…) Ruh akla hükmederse aklıselim, vicdan ruha hükmederse kalbi selim hâli oluşur insanda” (Atiye Mektup, s. 16)
“Atiye Mektup” ise 112 sayfasıyla on bir öyküye ev sahipliği yapıyor. Mesajı olan, zaman zaman mesajın kurgunun önüne geçtiği çalışmalar bunlar…
İlk öykü “Muhalif Dostlar” İbrahim ile Muhammet Ali’nin yoksul bir köyde doğup büyüyen arkadaşlığını konu alıyor. Köyden şehre gidip dönüş sürecinde başlarına gelenleri, dostların hayatın içinde nasıl konumlandıklarını, zaman zaman “deneme paragrafları” diyebileceğimiz mesaj yüklü cümlelerle ele alıyor yazar. Başlangıçta genç zannedilen bu iki arkadaşın, ömürlerinin ilerleyen dönemlerinde olduğu ise Muhammet Ali’nin hastalığıyla ortaya çıkıyor.
“Merhamet” de anne ve babası çalışan, ilgisiz kalan Yakup’un Enes’in evine konuk olmasıyla değişen yaşamı işleniyor. Burada, birbirini çok seven bu iki arkadaşın gönül bağlarını pekiştiren bir dizi hadisenin (Enes’in annesi Sultan Hanım’ın yaklaşımları, kurduğu sofra, çocuklarla birlikte iyileştirdikleri güvercin ve yapılan sohbetler) Yakup’un annesine sirayet etmesiyle hâlin geçiciliği gözler önüne seriliyor.
“Atiye Mektup” ismiyle müsemma, adı istikametinde ilerliyor. Bir terzi dükkânında Seyfettin amca karakterinin tanınmasıyla başlayan ve Cemanur’dan Zahit öğretmene intikal eden hâl yolculuğu “Düğüm.”
On beş yaşındaki Süleyman’ın evinden Sivas’a kaçmasının ve sağ-sol kavgalarının zirve yaptığı bir dönemde başına gelen bir dizi hadiseyle ocağına sığınarak, seneler sonra Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bir neferi olarak Sivas’a tayin olmasının anlatıldığı “Delikanlı Süleyman.”
Yine geriye dönüş tekniğiyle anarşi ve terörün ülke gündeminden düşmediği bir zamanın, evinden kaçan İsmail’in İstanbul’da tutunma macerasının ve bir mektupla değişen hayatının kaleme alındığı “Mektup”, hep o büyük mesajın parçaları.
“Ömür ile Bir Ömür” ise altmış yıllık hayat arkadaşlığının taşıdığı huzuru betimliyor. Ömer dede ile Elif ananın saygı ve özveri ile inşa edilmiş yuvalarında torunlarına taşıdığı dört mevsim ahengini… (Yalnız burada yazı dili ile örülmüş bir sohbet havası mevcut, zira eski toprağın dili babaannenin “bebeğim” diye hitap ettiği torununa edebî bir üslûpla mukabelede bulunması kanaatimce akışı sekteye uğratıyor.)
“Yusuf’un Fabrikası” adlı metinde Fatih’le Yusuf’un boya sandığının sırrına uzanan hikmetli arkadaşlığı işlenirken, “Çerçi Sadık ve Ebubekir Dayı”da yine -Anadolu’nun özellikle kırsal kesimlerini dolanan çerçiliğin önemine vurgu yapan- dokunaklı bir yol arkadaşlığı karşımıza çıkıyor.
Kitabın son öyküsü, “Firdevs” ismiyle müsemma bir şehit kızının, 107 yaşında toprağa dönme yolculuğunu konu alırken, onun gönüllere dokunan elini işliyor.
Radde: Alaska Yayınları, 80 sayfa
Atiye Mektup: Alaska Yayınları, 112 sayfa
“Büyüdükçe küçülür içimdeki dünya (Radde, s. 22)”
Nuray Alper / Edebiyat Gazetesi / Mart 2026 / Sayı 38

Türkiye’nin aylık tek Edebiyat Gazetesi, öykü, deneme, yazı, şiir ve söyleşilere yer vermektedir.
Hiç yorum yok
Yorum Gönder