| ||||||||||
Bir Yanda NATO Paşaları Diğer Yanda ABD Maşaları- Serdar ANT
Bir Yanda NATO Paşaları Diğer Yanda ABD Maşaları- Serdar ANT BİR YANDA “NATO PAŞALARI”… DİĞER YANDA "ABD MAŞALARI"… Emekli tuğgeneral Ramiz İlker, HABERTURK kanalından Genelkurmay Başkanı’na çağrı yapıyor: “Genelkurmay Başkanı'na sesleniyorum. Bu kadar pısmasın… Yumruğunu masaya vursun." Ne güzel söz! Peki, Genelkurmay Başkanı masaya vurabilir mi yumruğunu? O masanın öte yakasında kim oturuyor? Tayyip Erdoğan mı? Başkan Obama mı? CFR mi? Sonra adama yedirmezler mi o “yumruğu”? Son 20 yılda ABD’nin “Üstün Hizmet Nişanı” takmadığı kaç Genelkurmay Başkanı var Türkiye’nin? Örneğin “bu kadar pısmasın…” denilen Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ’un NATO kariyeri göz kamaştırıcı… 1977 yılında Kara Harp Akademisi'nden mezun olmuş. Ardından kurmay subay olarak Belçika /Brüksel'de NATO Uluslararası Askeri Karargâhında Cari İstihbarat Plan Subaylığı yapmış. İngiltere Kraliyet Harp Akademisi ve NATO Savunma Kolejini de bitiren Org. Başbuğ, 1988 yılında tuğgeneralliğe terfi ederek bu rütbede Belçika-Mons'da Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Karargâhında (SHAPE) Lojistik ve Enformasyon Daire Başkanlığı görevinde bulunmuş. 1995 yılında tümgeneralliğe terfi etmiş ve bu rütbe ile yine Belçika/Mons'da Milli Askeri Temsil Heyeti (NMR) Başkanlığı görevi yürütmüş… Bu parlak bir kariyere sahip olan Genelkurmay Başkanı, örneğin BOP hakkında şunları söylemiş: "Bugün üzerinde yoğunlukla tartışılan ‘Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi’nin ana hedeflerinden birinin de, kadınların eğitim düzeyinin yükseltilmesi olduğu dikkate alındığında, Atatürk’ün konuya 80 yıl kadar önce vurgu yapması çarpıcı değil mi?” (Aydınlık,15Mayıs 2005) Bu da yetmemiş, tam bağımsızlık ve egemenliği tartışmaya açmış: “21. yüzyılın ilişkileri ağında TAM BAĞIMSIZLIK kavramı üzerine düşünmek zorundayız… ULUSLARIN EGEMENLİK HAKLARININ BELİRLİ BİR ALANINI, kendi arzusu ve kendi iradesiyle, o kuruluşun karar mekanizmalarında yer alması kaydıyla ve o kuruluştan kendi arzusuyla çekilebilmesi mümkün olduğu sürece, ULUSLARARASI BİR KURULUŞA DEVRETMESİ ACABA TAM BAĞIMSIZLIĞI ZEDELER Mİ? Sanırım bu soruyu tartışmalı ve bir uzlaşmaya varmalıyız.” Şimdi bu paşamız çıkacak ve yumruğunu masaya vuracak ve biz de “helal olsun!” diyeceğiz, öyle mi? Ah canım benim! Emperyalist ABD, bu ülkenin Jandarma Genel Komutanı’nın uçağını düşürdü ve Org. Eşref Bitlis’i şehit etti! Ramiz İlker de dâhil, hangi general bırakın masa yumruklamayı, çıkıp tek kelime laf edebildi o zaman? Emperyalist ABD, bu ülkenin Muavenet isimli savaş gemisini torpilledi! Hangi general, bırakın masa yumruklamayı, çıkıp tek kelime söyleyebildi o zaman? Emperyalist ABD, Kuzey Irak’ta Türk askerinin kafasına çuval geçirdi, sonra bunun fotoğraflarını medyaya servis etti! Hangi general, bırakın masa yumruklamayı, çıkıp bir çift laf edebildi o zaman? NATO toplantılarından Türk subaylarının önüne bölünmüş Türkiye haritaları konulmadı mı? ABD, “PKK’nın yuvası” Kuzey Irak’ı Türk ordusuna yasak etmedi mi? NATO Paşaları bırakın masa yumruklayıp tepki göstermeyi, hâlâ Afganistan’dan Somali’ye kadar uzanan coğrafyada ABD’ye ve NATO’ya taşeronluk yapmıyor mu bugün? Emperyalist ABD, 1991’de gelip Anadolu’nun göbeğinde Çekiç Güç’ü konuşlandırdı. Bu emperyalist işgal kuvveti, 1991’den 2003’e kadar Kuzey Irak’taki kukla Kürt devletine şemsiye olurken, her MGK toplantısında Çekiç Güç’ün görev süresinin uzatılması için parmak kaldıranlar “NATO Paşaları” değil miydi? Bütün bunlar olurken tepki göstermeyenler, şimdi televizyon ekranlarından veryansın edecekler de milletin yüreğine sular mı serpilecek? Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ana ikmal kaynağı TÜPRAŞ, KOÇ-SHELL ortaklığına “özelleştirme” adı altında peşkeş çekilirken “dut yemiş bülbüle” dönenler, şimdi bağırıp çağırınca millet alkış mı tutacak? Bir de Ramiz İlker “Atatürk’ün ordusu” demiş bugünkü TSK’ya… Mustafa Kemal Atatürk günümüzden 79 yıl önce, 1930’da şöyle tanımlıyor orduyu: “Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ordusu, istilâlar yapmak veya saltanatlar kurmak için şunun, bunun elinde ihtiras aleti olmaktan münezzehtir. İnsanca ve müstakil yaşamaktan başka gayesi olmayan milletin aynı ideale bağlı ve yalnız onun emrine tabi ve sadık öz evlâtlarından mürekkep muhterem ve kuvvetli bir heyettir.” Bugünkü TSK, örneğin NATO’nun değil de, “yalnız milletin emrine tabi ve sadık” mıdır? Örneğin Türk askeri Afganistan’da, Somali’de, Lübnan’da “Türk milletinin insanca ve müstakil yaşaması” için mi bulunuyor bugün? Sonuçta bağıran bağırana… Bir yanda “NATO Paşaları”… Diğer yanda AKP’si, Taraf’ı ile "ABD maşaları"… Millete düşen de "kırk katır mı kırk satır mı", karar vermek... Seç seç beğen… Serdar ANT
|
SON YORUMLANANLAR
|
|||||||||
|
(Tüm hakları http://edebiyatgazetesi.com a aittir. Her türlü alıntı ve kullanımda kaynak bildirimi gereklidir. Sitemizde yer alan eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur.
Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
||||||||||