| ||||||||||
BATI'NIN "MERİT" STRATEJİSİ- Prof. Dr. Cihan DURA
BATI'NIN "MERİT" STRATEJİSİ- Prof. Dr. Cihan DURA BATI'NIN "MERİT" STRATEJİSİ… Ünlü bir atlet düşünün. Dalında rakip tanımıyor, her yarışta şampiyon oluyor. Kimseye bırakmıyor birinciliği. Katıldığı her koşuda böyle… Bunun için her gün çalışıyor, düzenli antrenman yapıyor. Performansını koruyor... Zamanı gelince, bileğinin gücüyle yine şampiyon oluyor. Ancak dikkat! Asla kural dışı davranmıyor, dopinge, şikeye başvurmuyor. Biliyor ki böyle yaparsa elenecek, diskalifiye olacak; bütün kariyeri, geleceği mahvolacak. Şimdi bu örneği aklımızda tutarak gözlerimizi dünya ülkelerine çevirelim. Onlar da bir yarış içindeler, gelişme yarışı içindeler. Bakıyoruz, bu yarışta önde olanlar Merkez ülkeler (gelişmiş ülkeler: ABD, Almanya, İngiltere, Fransa, Japonya, İtalya, İspanya, …). Evet, boş durmuyor, çalışıyorlar; yeni teknikler, yeni mallar buluyor, bunları diğer ülkelere satıp daha fazla kazanıyorlar. Tasarruf ediyorlar. Birikimlerini başka ülkelere borç verip faiz geliri elde ediyorlar. Birinciliklerini, dünyanın diğer ülkelerine, özellikle Çevre ülkelerine (az gelişmiş ülkelere: Arjantin, Mısır, Cezayir, Türkiye, Hindistan,… ) kaptırmıyorlar. Ancak dikkat! Bu uluslararası yarışta yukarda verdiğim sporcu örneğinden farklı bir durum var: Zengin ülkeler “uluslararası gelişme yarışı”nda kural tanımıyorlar, belden aşağı vuruyorlar; hukuk ve ahlak dışı yollara başvuruyor, hile yapıyor, çelme atıyor, tuzak kuruyorlar. Neden? Geriden gelen ülkelerin, örneğin Türkiye’nin kendilerine yetişmesini önlemek için! Az gelişmiş Çevre ülkelerinin büyük atılımlar yapıp kendilerine yetişmesini, önlerine geçmesini engellemek için, birinciliklerini o ülkelere kaptırmamak için! İşte buna, bu politikaya “Batı’nın merdiveni itme stratejisi” (Kısaca “MERİT” stratejisi) adı veriliyor. Strateji kısaca şöyle tanımlanabilir: Sanayileşmiş bir ülke; zenginliğinin doruğuna ulaştığı zaman, başka ülkelerin kendi bulunduğu mertebeye erişmesini engellemek için, oraya tırmanmasını sağlayan merdiveni iter. O ülkelerin, kendi uygulamış olduğu gelişme politikalarını kullanmasını engeller. Nasıl? Bir takım ekonomik, siyasal ve kültürel silahlarla, o ülkelerde kendi taraflarına çektikleri kişilerle işbirliği yaparak… Batı’nın “MERİT” stratejisinin ne olduğunu daha yakından görelim. Ekonomist Ha-Joon Chang, Cambridge Üniversitesi Gelişme Etütleri Bölümü’nde yönetici… UNCTAD, WIDER, UNDP ve UNIDO gibi Birleşmiş Milletler kuruluşlarında, başta Dünya Bankası, Asya Kalkınma Bankası olmak üzere pek çok uluslararası teşkilatta danışmanlık yapmış. Chang’ın çok ilgi çekici bir kitabı, “Kicking Away the Ladder: Development Strategy in Historical Perspective”, “Kalkınma Reçetelerinin Gerçek Yüzü” [İletişim Yayıncılık, 2003, 248 s.] adıyla dilimize çevrildi. Tuba Akıncılar Okumuş’un Türkçesi sayesinde son derece kolay anlaşılan bu kitabı, her Türk aydınının okuması bir yurtseverlik görevidir. Önce kitabın orijinal İngilizce başlığı, “Kicking Away the Ladder” üzerinde duralım. Bu bir deyim olup ilk kez, XIX. Yüzyıl Alman İktisatçılarından Friederich List (1789-1846) tarafından kullanılmıştır. Sanayileşmiş bir ülkenin, zenginliğin doruğuna ulaştığı zaman, başka ülkelerin kendi bulunduğu mertebeye erişmesini engellemek için, oraya tırmanmasını sağlayan “merdiveni itmesi” (kendi uygulamış olduğu politikaları kullanmasını engellemesi) anlamına geliyor. Chang kitabına şu can alıcı iki soruyla başlıyor: -Bugünün zengin ülkeleri gerçekte nasıl zenginleştiler? -Bugün sanayileşmiş Batı’nın az gelişmiş ülkelere tavsiye ettiği politika ve kurumlar; gelişmiş ülkelerin, gelişmekte iken benimsedikleri politika ve kurumların aynısı mıdır? Yazar yanıtı şöyle veriyor: Hayır, değildir! Dünyanın zengin ve sanayileşmiş ülkeleri, bulundukları yere, bugünün az gelişmiş yoksul -bana kalsa “sanayileşmesi engellenmiş” derim. cd- ülkelerine önerdikleri politikalar ve kurumlarla gelmemiştir. Çoğu etkin bir biçimde “yavru sanayi koruması” (infant industry protection) ve ihracat teşvikleri gibi politikalar, kısacası devletçi ekonomi politikaları uygulamışlardır. Oysa bugünün sanayileşmeye muhtaç yoksul ülkelerinin aynı politikaları uygulamaları, Dünya Ticaret Örgütü, [IMF ve Dünya Bankası, yani ABD ve Avrupa Birliği] tarafından -bunların o ülkelerdeki, örneğin Türkiye’deki işbirlikçileri kullanılarak- engellenmektedir. Yavru sanayi argümanının babası Friedrich List’tir. Argümana göre dünyada gelişmiş ve sanayileşmiş ülkeler var oldukça, geri kalmış ülkelerin, devlet müdahalesi –özellikle de tarife koruması- olmaksızın sanayileşmeleri imkânsızdır. Yavru sanayi koruması, bir ülkeyi zenginliğe götürecek yoldaki en önemli unsurdur. Yavru sanayi koruması sanatında mükemmelliğe ulaşan ilk ülke İngiltere’dir! Serbest ticaret ancak aynı gelişme düzeyinde bulunan ülkeler için yararlıdır. Farklı gelişme düzeyine sahip ülkeler arasında ise yalnızca zengin ülke lehine işler. Yoksul ülke serbest ticaretten faydadan çok zarar görür. Bugün hemen bütün az gelişmiş ülkeler gibi Türkiye de böyle bir mekanizmanın tutsağı haline getirilmiştir. Geçmişte İngiltere’den başka, Amerika Birleşik Devletleri de korumacılığın en gayretli uygulayıcısı olmuştur. Yalnız bu ülkeler mi? Almanya, Fransa, İsveç, Belçika, Hollanda ve Japonya da! Bu ülkelerin hepsi günümüz ortodoks iktisadının, az gelişmiş ülkelere “bugünün gelişmiş ülkeleri bunları uygulamıştı” diyerek önerdiği [dayattığı] politikaların tam tersini yapmışlardı. *** Eğer MERİT doğru ise, AKP’nin yedi yıldır uyguladığı ekonomi politikası yanlıştır, Türkiye’de bu partiye oy veren, vermeyen herkesin, gelecek kuşakların aleyhinedir. Bu yanlışlık sürdükçe, Türkiye asla sanayileşemeyecek, gelişmiş, gönençli bir ülke olamayacaktır. Çare MERİT’in mantığı gereği, ekonomiye devlet müdahalesidir, Atatürk’ün devletçilik ilkesine dönüştür. ABD’nin dümen suyunda gidenler, onu stratejik ortak bilenler, AB sevdalıları; özellikle bu kişilerden iyi niyetli olanlar, işin bu korkunç yönünü gözden kaçırmamalıdır. Kötü niyetlilere fazla sözüm yok, Çıkar, fanatizm onların gözünü kör, kulaklarını sağır etmiştir. Ne desem, ne yazsam pek faydası olmayacak, AKP iktidarına yaltaklanmaya devam edeceklerdir. Onlar için yapacağım tek şey, özellikle gazete köşelerine, TV ekranlarına tünemiş bu yarasalara karşı halkımı bıkmadan uyarmaktır. Prof. Dr. Cihan DURA
|
SON YORUMLANANLAR
|
|||||||||
|
(Tüm hakları http://edebiyatgazetesi.com a aittir. Her türlü alıntı ve kullanımda kaynak bildirimi gereklidir. Sitemizde yer alan eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur.
Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
||||||||||