| ||||||||||
Teorileri Yapan Pratik- Kubilay KIZILDENİZLİ
Teorileri Yapan Pratik- Kubilay KIZILDENİZLİ Teorileri Yapan Pratik! Tekel işçileri. İstanbullu itfaiyeciler. Nefesimizi açıyorlar! Peki neden? Çünkü plansız en küçük bir hareket yapmıyorlar. Kararlılar! Ve amaçları çok net ve bu amaca nasıl ulaşacaklarını biliyorlar. Yani şu strateji meselesini bu ülkenin aydınlarına öğretecek kadar olgunluk ve birikimleri var. Bakın, ülkemizin gündeminde ağır ağır, acele etmeden yer aldılar son bir aydır. Eylemlerinin de dozunu giderek arttırıyorlar. Önce havuzlara donla girdiler ve şimdi büyük bir mitingin ardından açlık grevine girecekler. Ve her eylemlerinin etkisi ve toplumda yarattığı yankı artarak büyüyor. Buz gibi havada donlarıyla Ankara' nın göbeğinde havuza girdiler ellerinde bayraklarımız. Arkasından buz gibi su fışkırdı panzerlerden üstlerine, ardından gazlar gözlerine... Tınmadılar hiç! Hükümet de tınmadı. Ne bir taşkınlık yaptılar, ne yollara barikat kurdular. Sadece, "biz ekmeğimizin, çocuklarımızın geleceğinin arkasındayız" dediler. Doğulusuyla, Batlısıyla ne bir etnik kaygıları var ne de anlamsız politik ayrılıkları. Emekleri, alınteri ve gelecek kaygıları birleştiriyor onları. Aslında Tekel işçilerinin başına gelenler geçmişte yurtseverlerin neden "özelleştirmeye" karşı çıktıklarını da açıklıyor şimdi. Tekel işçilerinin iç pazara yönelik olarak yaptığı üretime gerek yok artık şimdi. Philip Morris ve diğer yabancı tekellere teslim edildi iç pazarımız. İç pazarı olmayan bir devlet ise literatürde "Ulus Devlet" değildir. Tekel işçileri hak arama mücadelesinde toplumun diğer emekçi kesimlerine örnek oluyor. Yani " istersek ve birleşirsek başarırız!" Zaten hükümetin de direnmesi ve haklarını vermemesi bu yüzden. Korkuyor hükümet bu eylemlerin ardı gelir diye çünkü. Bugün 32. gününde eylemciler. Aileleri de geldi 12.000 Tekel işçisinin. Çoluk çocuk, kadın erkek et ve kemik, su, toprak ve hava gibi bir aradalar. Üç gün oturma eylemi yapacaklar. Hafta sonu ise Türk İş ile birlikte büyük bir miting düzenleyecekler Ankara' nın göbeğinde. Sivil toplum örgütlerini de yanlarına alarak "müttefiklerini de" oluşturdular. Diğer sendikalar, Türk Tabipleri Birliği, siyasi partiler gibi. En önemlisi Türk halkına anlattılar amaçlarının ne olduğunu ve bunu başardılar da. Bu da ikna etmezse hükümeti üç günlük uyarı niteliğinde açlık grevine gidecekler. Açlık grevinin ardından, olumlu bir gelişme olmazsa ölüm orucu başlayacak. Ne demişlerdi eyleme başlarken "Ölmek var dönmek yok!" Ve bugün haber bülteninde gördüm minik bir kız çocuğu babasının cep telefonuna gönderdiği görüntülü mesajında iki elleri havada şu mesajı yolluyordu ; "Ölmek var dönmek yok!" Amaçlarına kavuşacaklar, burası muhakkak. Ama en önemlisi Tekel işçileri bize "doğru eylemin" ne olduğunu öğretiyorlar. Dikkatle izleyin onları. Ben 47 yıllık ömrümde böylesine iyi planlanmış bir hak arama mücadelesi görmedim. Eylemin bir hedefi olmalıdır, Eylemin taktikleri olmalıdır Eylem sırasında müttefikleriniz olmalıdır Eylemin zamanlaması doğru olmalıdır, Eylemin bir sınırı olmalıdır. Daha ne olsun! Alın bu mücadelenin basamaklarını sivil toplum örgütlerinde ders olarak verin. Ve bu dersin adını da "Doğru Eylem Nedir?" olarak koyun. Teorileri yapan işte bu pratiktir. Kubilay KIZILDENİZLİ
|
SON YORUMLANANLAR
|
|||||||||
|
(Tüm hakları http://edebiyatgazetesi.com a aittir. Her türlü alıntı ve kullanımda kaynak bildirimi gereklidir. Sitemizde yer alan eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur.
Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
||||||||||