Kahramanları İntihar Eden Bir Ulus Var mıdır?
Efendiler!
Eski silâh arkadaşlarımla böyle yakından ve samimi temasta bulunmaktan büyük vicdanî zevk hissediyorum. (...)
Arkadaşlar!
İngilizler ve yardımcıları milletimizin bağımsızlığını imhaya karar vermişlerdir.(...) Kuvveti olmayan, dolayısıyla mücadele edemeyen bir millet, mahkûm ve esir vaziyettedir.(...)
Kuvvet ordudur.
Ordunun hayat ve saadet kaynağı, bağımsızlığı takdir eden milletin, kuvvetin lüzumuna olan vicdanî imanıdır.
İngilizler, milletimizi bağımsızlıktan mahrum etmek için, pek tabii olarak evvelâ onu ordudan mahrum etmek çarelerine giriştiler(...). sonra kumandanlarımıza ve subaylarımıza tecavüze ve taarruza başladılar. Askerlik izzetinefsini yok etmeye gayret ettiler. (...)
Herhalde ordu, düşmanlarımızın birinci taarruz hedefi oldu. Orduyu imha etmek için mutlaka subayı mahvetmek, aşağılamak lâzımdır. Buna da teşebbüs ettiler. Bundan sonra milleti koyun sürüsü gibi boğazlamakta engeller ve müşkülat kalmaz.
Bu hakikat karşısında ve içinde bulunduğumuz vaziyete göre subaylar heyetimize düşen vazifenin mahiyeti, ehemmiyeti ve kıymeti kendiliğinden meydana çıkar.(...)
Ordu ise, arkadaşlar, ancak subaylar heyeti sayesinde vücut bulunur. Malûm bir askeri hakikat, felsefi hakikattir; “ordunun ruhu subaylardadır. “. O halde subaylarımız, düşmanlarımız tarafından yıkılmak istenilen ordumuzu tamir edecek ve canlandıracak ve ordu ve milletimizin bağımsızlığını muhafaza edecektir.
Millet, bağımsızlığının muhafazasından ibaret olan hayati gayesinin teminini ordudan, ordunun ruhunu teşkil eden subaylardan bekler. İşte subayların, subayların yüce olan vazifesi budur.(...)
Şahsi ve hususi itibariyle de subaylar, fedakârlar sınıflarının en önünde bulunmak mecburiyetindedirler.
Çünkü düşmanlarımız herkesten önce onları öldürürler. Onları aşağılar ve hor görürler. Hayatında bir an olsa bile subaylık yapmış, subaylık izzetinefsini, şerefini duymuş, ölümü küçümsemiş bir insan, hayatta iken, düşmanın tasarladığı ve reva gördüğü bu muamelelere katlanamaz. Onun yaşamak için bir çaresi vardır; şerefini korumak! Halbuki düşmanlarımızın da kastettiği, o şerefi ayaklar altına almaktır.
Dolayısıyla subay için “ya istiklâl, ya ölüm” vardır. Fakat arkadaşlar ÖLMEYECEĞİZ, bağımsızlığımızı muhafaza ederek yaşayacağız ve milletimizi daima bağımsız görmekle bahtiyar olacağız.
Mustafa KEMÂL
AFYONKARAHİSAR KOLORDU DAİRESİNDE SUBAYLARA HİTABEN KONUŞMA(1920)
***
Türk Silahlı Kuvvetleri' nde son dönemde intihar eden subay sayısı geçen gün intihar eden Yarbay Ali Tatar ile birlikte altıya ulaştı!
Mustafa Kemal' in "düşmanlar önce subayların izzeti nefsiyle oynarlar" diye tanımladığı noktadayız tam da demek ki!
Kahramanlarını koruyamayan bir millet ve ordu düşünebiliyor musunuz?
Ben bilmiyorum.
Bildiğim bir şey varsa "bu kara" tüm ulusumuzla birlikte benim de alnıma çalınmıştır, bilelim!
***
Dönekler, yobazlar, hainler asla anlayamazlar "onursuz" yaşamak ne demektir!
Çünkü bu tür bir yaşam onların yaşam tarzıdır, doğaldır ve onursuz yaşamaktansa intihar etmenin bir doğal sonuç olduğunu onlar anlayamazlar.
Onurlarıyla oynanan ve intihar ederek şehit olan subaylarımız bize canlarını feda ederek kuvvetli bir mesaj veriyorlar!
Bu mesaj ise,"Kahramanlarını koruyamayan uluslar tarihin çöpü olacaklardır!"
Tarihinde Mustafa Kemal gibi yurtseverleri olan bir ulus bunu kabul edecek midir!
Edecek midir?
Edecek midir?
Edecek mi?
Kubilay KIZILDENİZLİ