Elbette gerçeği medyadan öğrenemezsiniz.. gerçeği yazanları da medyada göremezsiniz; bu bir çağ yangınıdır, son ağaçlar kül olduğunda kimse gerçekle ilgilenmeyecektir!. çünkü ona ihtiyaç duyulmayacaktır..

Neyse gelelim konumuza, dikkat ederseniz Avrupa’da son yıllarda meydana gelen iki büyük terör eylemi var.. ve ikisi de Fransa’da, bu bir raslantı veya tesadüf olamaz, burası aklınızda bulunsun..

İlgilenenler, daha doğrusu bilindik medyayı değil, gerçeği yazanları okuyanlar bilir; henüz Suriye olayı bu denli sıcak değilken çorbaya ilk tuzu atan.. yani muhaliflere silah yardımını yapan (2012) Fransa idi.. ve elini taşın altına koyan isim de bugün savaş ilanı yapan Cumhurbaşkanı François Hollande’den başkası değildi.. bu da aklınızda bulunsun..

Fransa çok önceden beri kuzey-orta Afrika ve orta-doğu ile ilgiliydi ve her fırsatta hükumet karşıtı oluşumlara ilk destek veren ülkelerin başında geliyordu.. Mitterand’ın ülkemiz ve çevre ülkelerde henüz yeşermekte olan kürt hareketine olan desteğini herkes bilir; ancak bilinmeyen şudur ki, Fransa her ne kadar emperyalist bir devlet görüntüsü çizse de, aslında bir Almanya ya da İngiltere olamamıştır!. Abd dediğimiz karma güç içinde bile Alman-İngiliz ağırlığı ülke politikalarına yön verirken kimse Fransa’dan bahsetmez ve hatta Fransa’nın esamesi bile okunmaz, bilmem dikkatinizi çekti mi!. çekmediyse, şimdi ben çekeyim dedim.. aklınızda bulunsun..

İran devrimiyle, yani Humeyni’yle de görünürde alakalı olan.. bağı olan yine Fransa’dır; ancak yukarıda da belirttiğim üzere ağırlığı ya da öz-iradesi yoktur..  yani Fransa dönem-dönem alman politikalarına hizmet ederken, kimi zaman ingiliz çıkarları için, kimi zaman da karma devlet abd yararına politikaların uç-beyliğini yapmış ve bugün bile Kuzey Afrika siyaseti abd çıkarlarını egemen kılmak üzerine inşa edilmiştir ve bu davranış şekli geçmiş tarihten bu yana değişiklik arz etmemiştir. Yani temel olarak ortaya koymaya çalıştığım düşünce; Fransa.. bir İngiltere, bir Almanya değildir..

Paris denince, kimsenin aklına dünya siyasetine yön veren bir merkez gelmez!. Bir Londra veya Berlin imajı yüklenemez.. Paris sadece aşkın başkentidir.. Aynı cümle ve tanımları İtalya ve Roma için de kullanabiliriz ve her iki ülke de her ne kadar çok atak ve gayretli görünse de hiçbir zaman bir Almanya.. ya da bir İngiltere olamamıştır; tabi halklarına soracak olursanız Napolyan’dan.. Mussolini’den bahsedecektirler.. ve hatta bugün ortalama bir Fransız’a ‘Fransız Devrimi’ni soracak olursanız, koltukları kabararak ‘evet dünya tarihini biz değiştirdik’ diyecektir.. ve lakin bugün bombaları orada patlatanlarla, kendilerine ait sandıkları devrimi yapan gücün aynı olduğunu en az yüz yıl daha bilmeden yaşayacaklardır..

Fransa dünya tarihinde bir yıldızdır.. tıpkı İngiltere ve Almanya gibi; ancak Fransa cüce bir yıldızdır ve yöneticileri bundan haberdardır!.  Kısaca tarihe bir göz atacak olursak Fransızların ataları Frank’lardır ve Franklar da bir ‘cermen’ kavmidir.. Roma İmparatorluğu yıllarında hiçbir etkinliği ve gücü olmayan Franklar, Roma İmparatorluğun gölgesinde ve himayesinde yaşamışlardır, zaten Frank ismi de vergiden muaf anlamında üzerlerine yapışmıştır!. Roma İmp. yıkıldıktan sonra Macaristan civarlarından bugünkü Fransa topraklarına gelmiş ve oranın yerli halkı Galyalılarla karışarak Fransa’nın temellerini atmışlardır.  Tabi burada Galyalılar dediğimiz yapının ana unsurunu Keltler’in oluşturduğundan ve Kelt soyunun Türk tarihiyle yakından ilintili olduğunu da parantez içinde belirtelim, ancak açmak için şimdi sırası değil deyip, kapatalım..

Aslında Fransa ve Fransızlar; Kelt kökenli Galyalılar- Latin kökenli Romalı koloniciler- ortaçağda ülkeyi istila eden cermen kabilelerinin ( Franklar ile Burgund- Alaman- Sakson- Vizigot- Normanlar) karışımı ile oluştular. Yani oldukça karma bir yapıdan bahsediyoruz ve bugün ‘cermen’ devletleri sayılan devletler arasında isimleri geçmez, her ne kadar Franklar bir cermen kavmi olsa da.. İngiltere, Hollanda, Avusturya, İskandinav ülkeleri; Danimarka, Norveç, İsveç.. ve İsviçre’nin bir bölümü, vesaire.. Fransa bu tanımlarda yer almaz..

İşte Fransa’nın tarihte ayrıldığı yer burasıdır!.. yani Avrupa’nın tüketim cenneti.. refah toplumu.. aşkın adresi.. fuar alanı.. kadının fendi..nin merkezi Paris!. ama Avrupa’nın yumuşak karnı ve aslında pek de Avrupa’lı sayılmayan Fransa!. işte bu tarihi sebep ve ayrılıkların neticesinde iki büyük terör saldırısının hedefi olmuştur!. Yani Fransa, tarihin hiçbir döneminde bir İngiltere.. ya da bir Almanya olmamıştır ve olamayacaktır; çünkü tarihte vergiden muaf olan topluluklar, hep korunmaya muhtaç ve etkinliği olmayan topluluklardır ve devamları da öyle olmaktadır.. işte bu yüzden abd’den bahsederken ya da yeri geldiğinde anlatırken, bir İngilliz ekolünün kuruluşundan bu yana nasıl etkin olduğundan.. ya da Alman nüfusunun ve lobi faaliyetlerinin başkanlık seçimlerinde bile ne denli etkili olduğundan dem vurulur.. ama kimse bir Fransız etkisi ya da gücünden bahsetmez..

Fransız öpücüğü dışında.. o da sarımsak kokar!..

Bugün Almanya ve İngiltere abd’nin bir emrivaki ile dayattığı göçmen sorununu Fransız Halkından kurbanlar seçerek başarılı bir biçimde ber-taraf etmiştir.. bu demek değildir ki üçüncü ve devamı bombalar yine Fransa’da patlayacak!. Ancak temel yaklaşım ve plan açısından ilk gözden çıkarılacak ülke Fransa’ydı ve tercih yapıldı.. yoksa İspanya, daha öncelikli bir seçim olabilirdi; ancak zaten terör sorunu olan bir ülkede yaratılacak bir infial, Fransa’daki kadar etkili olmayacaktı elbette.. Fransa’yı çok da küçümsediğim manası çıkmasın yazıdan; ancak dikkat edilmesi gereken İngiltere ve Almanya olunca, Fransa elbette çok arkalarda yer bulur kendisine.. hatta Hollanda’dan ve İsviçre’den bile arkada.. tarihi bağlantılar ve köken durumları gelecek için de çok belirleyici rol oynamakta..Hiçbir Fransız, zorda kalmadıkça bildiği halde ingilizce konuşmak istemez!. bu tespiti ortalama her Türk vatandaşı bilir ve söyler; işte bu durum bahsettiğimiz tarihle çok alakalıdır!.

Tabi bir de Fransa’nın koalisyon güçleri diye tabir edilen ve içinde ne yazık ki bizim de bulunduğumuz ülkelerle hareket ediyor görüntüsü dışında, kendi başına hareket etmesi ve Suriye’yi arka bahçesi zannetmesi de ikinci patlama için yeterli bir sebeptir!. Fransa’nın ikinci kez kulağı çekildi!. Zaten bu sebepten diyorum; bir İngiltere.. ya da Almanya olmadığını.. ve olamayacağını.. ve tarihin her döneminde de aynı durumlarla karşı karşıya kalmışlığı hayli çoktur Fransa’nın…  Bugüne tam bir bağlantı yapacak olursak, tayyip’le özdeşleşen Çin ile füze anlaşması ve teknoloji transferi konusu içinde de Fransa’nın adı geçmekteydi!. Ancak bugün itibari ile Türkiye Çin’den füze alımından vazgeçtiğini açıkladı.. füze meselesinin başından beri amerikan ve fransız firmaları zaten varolan bir yarış içindeydi ve enteresandır Paris patlamaları sonrasında Türkiye Çin’le varolan anlaşmayı iptal ettiğini açıkladı ve abd dışında ihale içinde fransız firması da var.. ve bomb!..

ve düşürülen Rus uçağı!. tabi ki işid düşürdü!. gülücük efekti var burada.. ha ha ha..

Aslında Fransa tarihi terörle yoğrulmuştur ve devrim, karşı devrim dayatmalarıyla süre-gelen ve bitmek bilmeyen kargaşanın simgesi de aslında herkesin çok yakından tanıdığı ‘GİYOTİN’dir!. (ihtilalin katliam makinesi) Jakobenlerin halk yığınlarını vatan haini olarak yaftalayıp giyotine yolladığı ve sonrasında kendi sonlarının da yine giyotin olduğu yıllara ‘terör dönemi’ adı verilmiştir!. (1793-1794) devrim ertesi..

Ancak bugün teröre en çok destek veren devlet Fransız Devletidir!. ve yazının genelinde bahsettiğimiz üzere, hep aracı konumundadır ve derin bir Fransız devlet geleneği ve stratejisi yoktur.. tabi Mali ile kıyaslamıyoruz…

Bağlayacak olursak, Fransa; batının kalelerinden biri değildi, aşkın büyüsü, romantizmin başkenti ve modanın kalbi.. ancak bilinen manada veya tarihsel eş-güdüm içinde vazgeçilmez bir kale.. ya da temsili değildi ve hiçbir zaman da olmamıştı.. abd’nin temelinde olmayan yegane ulus Fransızlardır, aslında şifrenin yattığı yer burasıdır; Fransa, yani Frank çoğunluğu tarih boyunca kolluk gücü olmaktan öteye geçememiştir ve güç olma yolunda giriştikleri  her denemede, aynı cevabı almışlardır!.

Saldırıyı işid üstlenmiştir; çünkü işid, bu ve bundan sonra meydana gelecek pek çok kaos planının vahim sonuçlarını üstlenmesi için kurulmuş bir ‘koalisyon gücü’dür!.   İşid üzerinden eş-zamanlı pek çok operasyon yapılmakta, amerikancı kürt grupları işid’le mücadelede ön safta tutularak bölge ülkelerini ilgilendiren ve parçalanmasına yol açacak kürdistan hayali legalize edilmekte, pkk gibi terörün başı bir örgüt, terörle mücadele eder bir pozisyona sokulmakta.. göç ve göçmen sorunu Avrupa’ya yamanmaya çalışılırken sonuç olarak ihale Türkiye’ye kalmakta ve alman ekolü (AB) ile abd politikaları her ters düştüğünde fatura yine Türkiye’ye kesilmekte.. yani Fransa’daki bu terör saldırısının sonuçları en başta bizi etkileyecek ve Suriye meselesinin çözümü bahanesiyle kürdistan hayalinin sınır taşları daha bir güven içinde yerli yerine konmaya başlanacaktır!. Evet saldırıyı gerçekleştiren işid’dir; ancak işid’in ve pkk’nın iplerini elinde tutanların yegane hedefi öncelikle bir kürdistan kurmak ve sonrasını İsrail politikalarına.. yani büyük israil hayallerine terk etmektir!.

Bu terkedişin kodları ve çözümlemesinin yine yukarıda bahsettiğimiz cermen halklarının kavimler göçüne maruz kaldıktan sonra ortaya çıkan durumla çok alakası vardır..

Sonuç olarak; fransız devrimini yapanlarla.. Fransa’da bombaları patlatanların tarihsel süreç içersinde izledikleri paralellik.. işid ve el kaide’nin durumdan vazife çıkarmakla alakalı ortaya çıkış tarihleri arasındaki seri bağlantılar.. sanki bir ‘mossad’ operasyonu izlenimi vermekte ve ne tesadüftür ki Merkel’in de işine gelmekte..

Ancak yarın bu trajedilerle baş-başa kalacak olanlar -ihtiyaç hasıl olduğunda- ; ingilizler ve almanlar olacaktır ve aslında Fransa’daki bu saldırı Rusya’ya da bir gönderme özelliği taşımaktadır ve zannımca sonraki adres Moskava’dır!..  Putin’in bundan sonra ki tavrı belirleyici rol oynayacaktır..

Son olarak; Suruç ve Ankara saldırıları içeriden çok belli olmasa da, sözde ‘barış’ kelimesinin bilinçsizce kullanımına bir cevap niteliği de taşıyor olabilir.. bu kaotik ortamda hdp’nin ‘barış’ sözcüğünü kullanması bile (tırnak içinde kullanması dememe rağmen) plan sahiplerinin çok da hoşuna gitmişe benzemiyor..  yani pkk ve işid her ne kadar karşı saflarda görünse -gösterilse de- sarkan ipleri takip ettiğinizde aynı kuklacının ellerine ulaşırsınız..

Şu bir gerçek ki, artık dünyada ari bir ırktan ya da milletten söz etmek çok zor; ancak etkin yapıların bir-birlerine üstünlük kurma çabasının altında yatan da; aslında yapının muhaffakiyeti ile alakalı olmadığı, geçmişten gelen inanış biçimlerinin yapı üzerine yüklediği bir görev bilincinin etkisiyle paralellik arz ettiği ortadadır. Yani bir dinler savaşının içindeyiz ve enteresandır Hristiyan ve Musevi çatışmalarının tetikçiliğini Müslümanlar yapmaktadır!. (verilen görüntü budur ve dünya nüfusunun hatırı sayılır çoğunluğunu oluşturan yarı aydın dediğimiz cenah bu tezgâh’ı en iyi yutan gruptur.. Fransız bayraklarını sosyal medyada profil resmi yapmalarından belli.. Cezayir soykırımını sor duymazlıktan gelir!. Irak kan gölü, Suriye kan gölü; ancak kendisini o bayraklarla ifadeye yanaşmaz, aşağılanmış sayar.. yani derin bir kompleksin ürünüdür yarı aydın ve dünyayı bekleyen tehlikelerin en büyüğü bu ayrımcı zihniyettir!. ölen Irak’lı olunca ve hatta kendimizden örnek verelim Türk olunca kılı kıpırdamaz.. ama bir Fransız, bir Belçika, bir İngiliz olduğunda salya sümüktürler..) Oysa kimin öldüğü ya da ihalenin kimlere kaldığından ziyade.. insanlığın asıl ilgilenmesi gereken konunun; bu plan ve planların kimin işine yaradığıdır!. Halklar ile devletleri ayrı tutmak ilerleyen zamanların vazgeçilmez tutumu olacaktır ve olmalıdır; zira bahsettiğimiz güçlerin temel manada kendi halkları diye bir kavramları yoktur ve çok yakın bir zamanda batı halkları bunu çok daha iyi anlayacaktır!.

Bu sebepten dünyanın en büyük terör örgütü Birleşmiş Milletler’dir!.. NATO’dur!..

Her şey bir derin plan dahilinde ilerlemekte ve insanlar kendi devletlerini birer kalkan gibi görseler de; kalkanlar bahsettiğimiz plan sahiplerinin ellerindedir.. 

yani her seferinde söylediğim gibi bitireyim; insanoğlu sahipsizdir!..

Ve bu hırs!. insani değildir!.

 

Cem Yağcıoğlu 15-11-2015

TERÖRÜN BİR SAHİBİ VAR!. BATI..

Konu ile bağlantılı ve birinci patlamayla ilgili bu yazıyı da okumanızı tavsiye ederiz..
yazıya giriş..

Comments

comments