Yaz geldi. Sağdan soldan sıcak seçim rüzgarları…  İstanbul sokakları ideolojik halay kurbanı.

İzmir desen zeybeklerden geçilmiyor. Güzel ülkem “demokrasi” kurbanı.

Bursa’da mavi yakanın mücadelesi devam ediyor. Beyaz yaka kariyer kurbanı.

Antalya ayrı telden çalıyor. Tekme, tokat ve tehditle sezona yetiştirilen otel inşaatları… 5 Yıldızlı otellerde herkes kendini Lordlar kamarasında zannetmekte. Torosların çocukları, rant kurbanı…

Bizlerse, bu sıcakta kavrularak yazıyoruz.

Yazdıkça yanıyoruz soğuktan. İçimiz kanıyor yangınlarda. Buz kesiyor kalemimiz.

Şarlatanların yönetiminde, satılığa çıkarılmışken adamlık (kadınlık) öfkemiz cümlelere sığmıyor. Boğazımız kuruyor. İçimize akıyor umutlarımız. Haykırıyoruz. Ülkemizin her köşesinden çığlıklar yükseliyor. Duyuyoruz. Ulaşamıyoruz. Kalemimiz “yarı aydın” kurbanı.

İşte “Edebiyat Yayınları” olarak bu kaygıyla yola çıkıyoruz. Ulaşılabilir olmak…

Cem Yağcıoğlu’ nun kaleminden çıkan “İçerde ve Dışarda İnsanlığa Kurulan Tezgâh” ilk kitabımız.

Cem Yağcıoğlu, bu kitabında yalnızca bildiklerini anlatmıyor. Okuyucuya bir el uzatıyor ve kendi ülkesinde yalnızlaştırılanlara bir kapı aralıyor. İçeri çağırıyor;  soğuktan yanarken, kalabalıkların çığlıklarını duymaya cesareti olanları.

Kitap, tamamen düşünsel bir temel üzerine kurgulanmış olup, çağımız insanının gönüllü kölelik sistemi içerisinde bir deney faresi gibi nasıl kullanıldığını, algı operasyonlarıyla kitlelerin nasıl etkisiz kılındığını ve eylemlerin hangi yöntemler kullanılarak bastırıldığını anlatıyor. Birçok isim geçiriyor kitapta. Uğur Dündar, M.Ali Alabora, Yılmaz Erdoğan, Banu Avar, Doğu Perinçek vb. gibi.  Hepsi medyatik, tanınmış,belli bir kesimin saygınlığını kazanmış bu isimlerin, sistem içindeki rollerine değiniliyor ve algı operasyonlardaki yeri soru işaretlerine yer bırakmayacak şekilde açıklanıyor. Tüm kanıtlarıyla  köşeye sıkıştırılma planı deşifre ediliyor.

Tezgah, yalnızca ülkemizde değil, dünyada yapılan tüm psikolojik operasyonların temelinde yatan ortak hedefin de peşine düşüyor ve okuyucuyu derin planın çözümlenmesi için düşünmeye çağırıyor. Bunu yaparken, kitap bazen elini tutuyor okuyucunun, bazen omuzlarından sarsıp kulağını çekiyor. Kızıyor, bağırıyor ama sırt çevirmiyor.

Yazarımız Cem Yağcıoğlu, kitabından elde edilecek geliri ise yayın evine ve gazeteye bağışlıyor. Yaşanan bunca zorluğave karalamaya rağmen, engelleri aşabilmek ve okuyucuya ulaşabilmek adına…

Cem Yağcıoğlu, insanın bireysel ve toplumsal gücünün farkına varmasının algısal operasyonlarla nasıl engellendiğini, edebi ve bir o kadar akıcı bir dille anlatıyor.

Gücün; tekmeyle, tokatla, parayla değil; algıyla ve bilgiyle elde edildiğini, çığlıkları bastırılamayan kitleye kanıtladığınızda, korkunun krallığında şarlatanlık yapan adamların (kadınların) vay haline. Çünkü, ihanete uğrayan şerefli insanların gazabı, sabırlı insanların yavaş yavaş kabaran öfkelerine benzer.

Kişilerin değil fikirlerin konuşulduğu bir ülke ve bir dünya hayali, ayakları yere sağlam basan aydın duyarlılığı ve tutarlılığı ile harmanlanmadığı sürece, bir “hiç”olmaya mahkum edilecektir. Hayallerin hiçleştiği dünyada insan; cebi dolu ağaların köleliğinde, cehaletinden utanmadan ahkam kesmeye, göğsünü gere gere dolaşmaya devam edecektir. Birileri DUR diyene kadar. İşte Cem Yağcıoğlu kitabında “hiç” liğe yuvarlanmadan önce insanı, kurtuluş çareleri aramaya çağırıyor.

Cem Yağcıoğlu’nun bir sözüyle bitireyim: ”gerçek, inanılması en zor seçenektir”!

Biz yüreği cebinden büyük olanlar, toplumsal bilinçaltımızdaki gücün farkında olanlar, çığlıkları fırtınada duyulmayanlar… Biz, bu ülkenin gerçek sahipleri. Burdayız. Bekleriz.

 

Aycan Yayla / edebiyatgazetesi

KAPAK PNG

 

 

Comments

comments