duymamış kimse

 

gölgeler saklı asılsız konuşturulan

renkleri al, duvarlarda

renkleri içtiniz soluğunuzla

sanat secdeye indi gördüm

devrimin cenaze namazında.

 

bir bilim-kurgunun ortasında kayboldu,

ana, kardaş, bacı, vatan

gölgelerin elleri soğuk

gönülleri sıcak-algınlığı bir tutam

pençelerinize bulaştı o kan

ve bir kurgunun ortasında irkildi

yabancılaştırma efektiyle hümanist vegan

 

acıyı gören oldu mu?

bi-rey görmüşler kayın kökü sökerken

Kam ağlamış, duymamış kimse

şehrin gürültüsünden.

çarkın dişlileri kanattı gölgeleri

acıyı duyan oldu mu?

ağzındaki kanı fırçalar durur yalan

kokusu hiç kaybolmayan.

 

çarkın dişleri çürük

ve şarkında mırldayan namedir

bir  hırsız çarık!

tevekkül şimdi;

mağrur omuzlarında acının,

vakur ve kırık dökük…

 

“duymamış kimse”

j.ak           27.Şubat.2015

 

edebiyatgazetesi

Comments

comments