Bu yazının üslubu tamamen siz ve biz algısı yaratmak üzerine kuruludur diyecek olanlar için baştan yazıyorum. Bu yazı tamamen siz ve bizle ilgilidir. Algı kısmı size aittir.Bir şey bilmiyorsak bilmiyorum diyebilen bizler ve bilmediğini bilmeyen sizler arasındaki farkı göstermek için böyle bir üsluba başvuruyoruz. Yoksa kimsenin kimseden üstün olduğunu savunmuyoruz. Hangi ırktan, hangi dinden, hangi renkten olursanız olun, siz ve biz algısının yaratılmasına sebep olan düşünme biçimlerinin ( üzerine basarak söylüyorum düşüncelerin değil düşünme biçimlerinin) serpilip gelişmesini görmezden geliyorsanız,  inandıklarınızın ve inandığınız için savunduklarınızın sorgulanmadan kabul görmesini istiyorsanız, ilk önce dönüp aynaya bakacaksınız. Narsis gibi sudaki yansımanızı uzun uzun, hayran hayran izledikten sonra, dönüp bize baktığınız zaman, kimse sizi umursamayınca, kendinizin kurbanı olup, “duygu kırılması” yaşamayacaksınız.

[Narsisizm, Sigmund Freud’un anlatımıyla, ‘Dış dünyadan soyutlanan libidonun (cinsel enerji) egoya (ben) yönlendirilmesi’ şeklinde açıklamıştır. Yani libidonun büyük bir depoda toplanır gibi egoda toplanması ve daha sonra nesnelere yönlendirilmesi; fakat kolaylıkla tekrar soyutlanarak egoya yönlenmesi durumudur.]

Evet bilmiyorsunuz. Neden mi? Çünkü okumuyorsunuz, okusanız bile okuduğunuzu yorumlamıyorsunuz, yorumlasanız bile eksik bilgiyle yorumluyorsunuz.

Gelişimini tamamlayamamış düşünme biçimleri bütünleştirici unsurlardan çok ayrıştırıcı unsurların öne çıkmasını sağlar. İnsanın, algıladıklarını ve algılayamadıklarını, inandıkları doğrultusunda yorumlamasına ve bu nedenle gerçekleri kabul etmekte zorlanmasına sebep olur. Kendi gerçekliği kabul görmedikçe, veya onu kabul ettiremedikçe bünye saldırganlık göstermeye başlar. Bu öyle bir saldırganlıktır ki, karşıdaki insanların saldırgan davrandığını söyleyecek  kadar ileri gider ve  iç dünyasının yansımasını dış dünyaya bu şekilde gösterir. Çünkü onaylanmayan narsist kişi, psikolojik olarak bir çöküş yaşar ve çökmemek için bir yere dayanmak ister. Bir insana, bir topluluğa, bir oluşuma, derneğe, vakıfa veya hiçbir şey bulamazsa duvara dayanmak ister. Eğer onu bulamazsa düşecektir. Düşünce canı yanacaktır, bağıracaktır ve onun düşmesine bizim sebep olduğumuzu söyleyecektir. Çünkü sudaki yansımasını izlemekten bir an için vazgeçip kafasını kaldırdığında gördüğü ilk bizizdir.

Siz ve biz diyorduk değil mi? Evet siz ve biz algısı yaratılmıştır. Bunun bu yazıya sığmayacak kadar uzun sebepleri vardır. Ama unutmamız gereken başka iyelik zamirleri de vardır. Ben sen o gibi tekiler olduğu gibi onlar dediklerimiz de vardır. Peki onlar kimlerdir? Asıl sorulması gereken belki de en önemli soru budur.

Onlar, bin yıllardır sizi siz, bizi de biz yapanlardır. Biz ve siz algısını tarihin gerçekliğinden çıkarıp, yalan tarihle çarpıtmaya çalışanlardır. Bu bir kısır döngüdür. Bir İngiliz atasözü vardır. Düşmanının büyüklüğü hakkında konuştuğun kadardır diye. Onlar bu sözün ne anlama geldiğini çok iyi bilse de, kendi kazdıkları kuyuya düşmekten kurtulamazlar. Çünkü onlar size değil, bize düşmandır.

Birliktelik ve ayrılık belirten ekler ve sözcükler günümüz dünyasında her zaman gerçek anlamlarıyla kullanılmaz. Orwell’ın dediği gibi; Savaş barıştır, özgürlük köleliktir, cahillik güçtür (War is peace. Freedom is slavery. Ignorance is strength.)

Kimse, siz-leştirme operasyonlarıyla (sizin deyiminizle ötekileştirme, bizim deyimimizle berikileştirme) biz-leştirelemez, bize dönüşülemez.(değişmek değil dönüşülmek)

Harflerin, hecelerin, sözcüklerin, eklerin her biri özenle seçilip önünüze onlar tarafından konulduğunda, kendinize biz diyen sizler, bize onlar demekten vazgeçmeyeceksiniz.  Sırf bize onlar dediğiniz için, biz de biz olmaktan vazgeçmeyeceğiz.Çünkü bu algı onlardan bize değil size geçirildi. 

Hepimiz insanız, hepimiz şuyuz buyuz diyen sizlerin aslında biz olamadıktan sonra her şey olabilmesinin bir anlamı yoktur. Anlamı vardır diyen sizlerin ise biz kelimesini kullanmasının artık (en azından bizim için) anlamı yoktur. Çünkü bize onlar derseniz biz de onlara siz deriz. Bu matematiği anlayamadan, barıştan söz edenleri Orwell’ın sözüyle baş başa bırakıyorum: Savaş barıştır, özgürlük köleliktir, cahillik güçtür…

Aycan Yayla / edebiyatgazetesi

Comments

comments